KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/9994 E., 2012/13038 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Eylül 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
621 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 03/05/2010 tarih ve 2009/837-2010/255 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacılardan Şirket vekili ile davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 11/09/2012 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı .... Şti. Müdürü .... ve Av. ..... ile davacı şirket temsilcisi ..... ile davalı vekili Av. ....dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinden ...’ın davacı .... Şti.’nin münferit imza ile şirketi temsil ve ilzama yetkili müdürü ve diğer davacılarında şirketin %50 hissesine sahip ortakları olduğunu, diğer şirket müdürü ... ile davalı şirket arasında rödevans sözleşmesi imzalandığını, sözleşme hükümleri ile şirkete ait tüm mal varlığının, maden sahası, üretim tesisleri ve diğer ekipmanların davalı şirkete verilmeye çalışıldığını, sözleşmenin uygulanması halinde müvekkili şirketin ortadan kalkmasına neden olunacağını, şirket müdürü ...’un böyle bir sözleşmeyi ortaklar kurulu kararı olmadan imzalayamayacağını, sözleşmenin yok hükmünde olup hukuken geçerli olmadığını ileri sürerek, sözleşmenin hükümsüzlüğünün tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, sözleşmenin şirketi tek başına temsil ve ilzama yetkili müdür ... tarafından imzalandığını, yapılan sözleşmenin hasılat kira sözleşmeleri benzeri bir sözleşme olup ortaklar kurulu kararına gerek bulunmadığını, münferit imza yetkisi kapsamında yapılabileceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacı ....
Şti. yönünden davanın feragat nedeniyle reddine, diğer davacılar yönünden davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine dair verilen karar Dairemizce bozulmuş, bozmaya uyulmuş, davacı şirketin eşit orandaki hissedarları ...ve Ovacık aileleri arasında şirket müdürünün azli, tazminat gibi devam eden bir çok dava ve uyuşmazlık bulunduğu, hissedar ve münferit şirket yetkilisi ... tarafından imzalanan sözleşmenin iktisadi anlamda şirket yararına olmadığı,şirketin diğer %50 hissedar grubu ve diğer şirket münferit yetkilisi tarafından benimsenmediği, sözleşme öğrenilir öğrenilmez hükümsüzlüğün davalıya bir ihtarname ile bildirildiği,
... tarafından sözleşme yapılmadan ortaklar kurulu kararı alınmadığı, sözleşmenin davacı şirketin tüm maden sahalarını kapsayan olağanüstü bir işlem bulunduğu, şirketin tüm mal varlığını kapsayan sözleşmenin TTK'nun 443/f.2 hükmü icabı ortaklar kurulu kararı alınmasının gerekli olduğu, olağanüstü işlerde karar verme yetkisinin genel kurula ait olduğu,davaya konu rödevans sözleşmesinin davacı şirketin tüm alanlarını kapsadığı, sözleşmenin şirket tarafından benimsenmediği, sözleşmenin dava dışı şirket müdürü ...'in temsil yetkisi içerisinde
kabul edilemeyeceği, iktisaden şirketin zararına bulunan sözleşmenin geçersizliğini ileri sürmenin de kötüniyetli bulunduğu sonucuna da varılamayacağı,ortaklar kurulunun kararı veya onayı olmaksızın şirketçe benimsenmeyen sözleşmenin imzalandığı gerekçesiyle davacı .... Şti.yönünden davanın kabulü ile davaya konu davalı şirket ile imzalanan rödevans sözleşmesinin hükümsüzlüğünün tespitine, diğer davacılar yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacılardan şirket vekili ile davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Mahkemenin gerekçeli kararı davacılardan şirket vekiline 04.06.2010 günü tebliğ edilmiş ve hüküm şirketin diğer müdürünün vermiş olduğu vekaletnameye istinaden şirket adına HUMK.nun 432 nci maddesinde yazılı süre geçirildikten sonra 23.06.2010 tarihinde temyiz edilmiştir. Aynı Yasa’nın 432/4 ncü maddesine göre süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi 01.06.1990 gün 3-4 sayılı İBK uyarınca Yargıtay' da bu konuda bir karar verebileceğinden davacılardan şirket vekilinin temyiz isteminin süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince: Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/9994, K. 2012/13038, 11 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama