KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/1025 E., 2012/7732 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Mayıs 2012
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
485 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 21/09/2010 tarih ve 2009/256-2010/228 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ..... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkilleri şirketlerin "SHAZA" markası ile otel ve yerleşim projeleri gerçekleştirildiğini, Türkiye'de ise ciddi alt yapı ve fizibilite çalışmaları yapıldığını, davalının “SHAZA” ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere başvuruda bulunduğunu, başvuruya karşı itirazda bulunulduğunu, ancak itirazın kısmen kabul ve kısmen reddedildiğini, oysa davalı başvurunun kötü niyetli olduğunu, müvekkili şirketler ve proje ortaklarının bu ibare üzerinde gerçek hak sahibi olduğunu ileri sürerek TPE YİDK kararının iptaline, tescili halinde markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili, yapılan itirazlar sonucu bir kısım hizmetlerin başvuru kapsamından çıkarıldığını, başvuru kapsamında kalan diğer mal ve hizmetler yönünden tesciline devam edildiğini, Enstitüce alınan kararlar ve yapılan işlemlerin hukuka uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı vekili, müvekkilinin ham yağ, yem ve sanayi alanında ithalat ve ihracat yaptığını, bu alanlarda yüksek cirolar elde eden müvekkiline davacı tarafından yöneltilen kötü niyet ve haksız kazanç iddialarının gerçeği yansıtmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre davacının “SHAZA” ibaresini yurt dışı tescillerinin AB Topluluk Markası olmak üzere toplam on iki ülkede başvuru yapıldığı, bunlardan sekiz adedinin tescilinin gerçekleştiği, her iki davacının bağlantılı şirketler olduğu, Türkiye’de İstanbul'da 200 odalı otel projesi konusunda fizibilite raporu hazırlattığı,ülkemizde doğrudan yatırım çalışmalarına başladıkları, yatırımın davalı başvurusu ve davacılar itirazı aşamasında henüz gerçekleşmediği ancak bu konudaki girişimin ciddi boyutta olduğu ve davalı tarafından da öğrenildiği, ham yağ, yem ve sanayi
alanında faaliyet gösteren ithalat ihracat yapan bir tacir olup aynı zamanda anılan konularla iştigal eden davalının dürüstlük kurallarına ve basiretli bir tacirden beklenen özen yükümlülüğüne uygun davranması gerektiği, davalının davacı yatırım girişimi ve yurt dışı tescilli markalarından haberdar olmadığının kabulü hayatın olağan akışı ile çeliştiği, davalının tacir sıfatı ve faaliyet alanı, davacıların markalarını yabancı ülkeler nezdinde tescil ettirip kullandıkları 43.sınıfın da başvuruda yer alması itibariyle davalı marka başvurusunun açık bir engelleme markası niteliğini taşıdığı,
davacıların “SHAZA” ibaresini başvuru tarihinden önce Türkiye’de kullanıp KHK’nın 8/3 hükmü anlamında bir hak elde ettikleri söylenemez ise de, davalı başvurusunun iyi niyetli bir hak kullanımı ve başvuru olduğunu kabule olanak bulunmadığı gerekçesiyle TPE YİDK kararının iptaline karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekilleri temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekillerinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/1025, K. 2012/7732, 14 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama