KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/10337 E., 2012/16835 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Ekim 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
461 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 18.05.2011 tarih ve 2008/688-2011/328 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalının Otosansit/Bursa Şubesi'nde bulunan hesabından internet bankacılığı da kullanılmak suretiyle faydalanıldığını, ancak 24.01.2008 tarihinde müvekkilinin bilgisi dışında hesaptan üç seferde toplam 9.980 TL'nin başka kişilere havale edildiğini, bu işlemlerin davalının kusuru ile gerçekleştiğini ileri sürerek zararının 24.01.2008 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının bu işlemlere kendi kusuru ile sebebiyet verdiğini ve müvekkili bankanın gerekli güvenlik önlemlerini aldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalı bankanın hesap sahibinin hesabını ve parasını korumada objektif özen sorumluluğu bulunduğu ve buna göre meydana gelen zarardan sorumlu bulunduğu gerekçesi ile 9.980,00 TL alacağın 29/02/2008 temerrüt tarihi itibari ile yürütülecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
KARŞI OY YAZISI
Dava, davacının şifresinin üçüncü kişilerce kullanılmak suretiyle davalı banka şubesinde mevcut hesabından yapılan havale yoluyla gerçekleşen zararın davalı bankadan tahsiline yöneliktir.
Mahkemece dosya üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda, zarara yol açan eylemlerin bizzat davacının bilgisayarından elde olunan ve saklamakla yükümlü olduğu kişisel bilgileri kullanılmak suretiyle gerçekleştirildiği, davalı bankanın, sisteme yabancı kişilerin girmemesi için gerekli tüm önlemleri almış olduğu, davacının kişisel bilgilerinin bankanın sisteminden ele geçirilmiş olmadığı anlaşılmıştır.
Taraflar arasındaki sözleşmede davacının kişisel bilgilerini korumak, üçüncü kişilerin eline geçmesini engellemek konusunda taahhütte bulunduğu açıktır. Keza davacının, opsiyonel olarak sunmuş olduğu ek güvenlik önlemlerine itibar etmediği de sabittir. Bu durumda, davacının kişisel bilgilerinin başkalarınca öğrenilmesinde ve ortaya çıkan zararlı sonuçta kusurlu olduğunun kabulü gerekir.
Söz konusu kişisel bilgilerin suç teşkil eden bir eylemle elde edilmiş olması sonuca etkili olmayıp ortaya çıkan zararlı sonuçta davacı kişisel bilgilerini saklamakta yeterli özeni göstermemesi nedeniyle, davalı banka ise kusurlu da olsa bilgisayar güvenliğini sağlamakta yetersiz kalan mudilerinin olabileceği gerçeğinden hareketle, kullanıcılar için ek güvenlik önlemlerini zorunlu kılmamış olmaktan ötürü kusurlu sayılmalıdır.
Tarafların söz konusu kusur durumunun oransal olarak karar yerinde tartışılıp sonucuna göre davacının davalıdan talep edebileceği meblağın belirlenmesi gerekirken, davanın tümüyle kabulüne karar verilmiş olması yerinde olmamıştır. Bu nedenlerle Dairemiz çoğunluğunun kararın onanmasına ilişen görüşüne katılamıyorum.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/10337, K. 2012/16835, 30 Ekim 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama