KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/10362 E., 2012/7246 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Mayıs 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
410 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Bodrum 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 08.10.2010 tarih ve 2009/121-2010/440 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı banka şubesi müşterisi olan müvekkilinin internet şifresinin 27-28.03.2007 tarihinde kırılarak toplam 8.670 TL'sinin başka hesaplara aktarıldığını, gerekli güvenlik tedbirlerini almayan bankanın kusurlu ve sorumlu olduğunu ileri sürerek, 8.670 TL'nin işlemin gerçekleştiği 28.03.2007 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, meydana gelen olayda tüm kusurun davacının kendisinde olduğunu savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, hesap sahibinin şahsi bilgisayarına yerleştirilen casus programlar aracılığıyla şifre bilgilerinin ele geçirilmiş olmasının bankayı sorumluluktan kurtarmayacağı, mevduat işlemlerinin internet ortamından yapılabilmesi için banka tarafından bu amaca dönük bir sistemin kurulmasının gerektiği, bu sistemin güvenliğinin aşılmasından kaynaklanan zaraların sorumluluğunun bankaya ait olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, 8.670 TL'nin (5.000 TL'si için 27.03.2007 tarihinden, 3.670 TL'si için 28.03.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte) davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, davalı banka nezdinde açılmış olan hesapta bulunan paranın davacının bilgisi ve izni dışında internet yolu ile yapılan işlemler sonucu çekilmesi suretiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
4822 sayılı Kanun'la değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun'un 3/e maddesinde tüketicinin "Mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen, kullanan veya yararlanan gerçek ya da tüzel kişiyi", 3 (h) bendinde tüketici işleminin "mal veya hizmet piyasalarında tüketici ile satıcı-sağlayıcı arasında yapılan her türlü hukuki işlemin" ifade edeceği, aynı yasanın ikinci maddesinde ise bu kanunun, birinci maddede belirtilen amaçlarla mal veya hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birinin oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsayacağı belirtilmiştir.
Somut olayda, davacının internet şifresi kullanarak hesabından para çekildiğinin iddia edilmiş olmasına ve bu işlemin TTK'nun 4. maddesi gereğince ticari iş niteliği bulunmasına göre, 4077 sayılı yasa kapsamında kalan bir tüketici işleminden söz etme imkanı bulunmaması nedeniyle, davanın genel mahkemede görülmesi gerekirken, Tüketici Mahkemesi sıfatıyla karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin temyiz itirazının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/10362, K. 2012/7246, 7 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama