KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/10483 E., 2012/17404 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Kasım 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
407 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Yozgat 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 17/02/2011 tarih ve 2010/607-2011/82 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, Essen Asliye Mahkemesi’nce 28/02/2007 tarihinde davalı tarafından müvekkiline 25.717,98 EURO ve mahkeme masraflarına ilişkin 2.267,44 EURO ‘yu faiziyle birlikte ödenmesi yönünde karar verildiğini , kararın taraflara tebliğ edilerek 24/09/2007 tarihinde kesinleştiğini, söz konusu yabancı mahkeme kararının MÖHUK’nun 34. maddesi uyarınca tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, olayda MÖHUK’nun 38. maddesinde belirtilen tenfiz şartlarının bulunmadığını, zira kamu düzenine ilişkin ve kesin bir yetki kuralı olan HUMK’nun 17. maddesi uyarınca Yozgat Mahkemeleri’nin yetkili bulunduğunu, dava konusu kararın gıyapta verildiğini ve müvekkilinin savunma hakkının kısıtlandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere göre, dava konusu yabancı mahkeme kararının kesinleştiği kabul edilerek ilamın tenfizine dair verilen karar davalı vekilinin temyizi üzerine Dairenin 2009/18 Esas 2010/5798 Karar sayılı ilamı ile davalı yararına bozulmuş, Mahkemece usul ve yasaya uygun bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yeniden yapılan yargılama sonucu, yabancı mahkeme kararının davalıya postaya verilmek sureti ile tebliğ edildiği, Lahey Sözleşmesi kurallarına göre adli yargı yolu ile davalıya yapılan bir tebligatın olmadığı, dolayısıyla tenfizi istenen kararın usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği için kesinleşmemiş olduğu, kesinleşmeyen bir karar için de tenfiz talebinde bulunulamayacağı, somut olayda tenfiz şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili, kararı temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde olmayıp reddi gerekmiştir.
2- Ancak, tenfiz davası,mahiyeti itibariyle tespit davası niteliğinde olduğundan davacı aleyhine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, nispi vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamış ve kararın bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiş ise de, anılan hususun düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden HUMK'nun 438/7. maddesine gereğince kararın düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/10483, K. 2012/17404, 5 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama