KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/10674 E., 2013/13617 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Haziran 2013
- Mahkemesi
- İZMİR FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
580 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İzmir Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 10.05.2011 tarih ve 2008/94-2011/101 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 25.06.2013 günü hazır bulunan davacı vekili Av. Duygu Işık ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkiline ait ve TPE nezdinde tescilli bulunan “Çiftel” ibareli markanın, davalı tarafından haksız ve izinsiz olarak iltibas yaratacak benzerlikte “Çiftsay” şeklinde kullanıldığını ileri sürerek, davalının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturan fiillerinin tespit ve önlenmesini, şimdilik 10.000 TL maddi 100.000 TL manevi tazminatın avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, hüküm özetinin ilanını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin “Çiftsay Kastor Tekerlekleri+şekil” markasını kullanmasının, taraflar arasındaki varlık paylaşımı ve hisse devir protokolüne uygun bulunduğunu, öte yandan iki markanın farklı olduğunu savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, “Çiftel” markasının taraflar arasında yapılan protokol ile davacıya bırakıldığı, davalının “Çiftsay+şekil” ibareli markayı tescil ettirmesi ve kullanması eyleminin, haksız rekabet ve davacının marka hakkına tecavüz teşkil ettiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının “Çiftsay” ibaresini kullanarak üretim yapmasının, davacı adına tescilli marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine ve önlenmesine, 10.000 TL maddi ve 20.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, hüküm özetinin ilanına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2- Dava, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespit ve önlenmesi ile maddi ve manevi tazminatın tahsili ve hüküm özetinin ilanı istemlerine ilişkindir.
Her ne kadar davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde ve maddi tazminat talebinin açıklandığı 03.08.2009 tarihli dilekçede, 556 sayılı KHK'nin 67. maddesine dayalı bir talepte bulunulmamışsa da, 16.10.2009 tarihli dilekçede, mahkemece görüşüne başvurulan 30.09.2009 tarihli bilirkişi raporunda belirtilen ilkelere göre tespit edilecek maddi tazminat miktarına, markanın satışa etkisi dikkate alınarak uygun bir tazminatın daha eklenmesi istenmiştir.
Davacı vekilinin 556 sayılı KHK'nin 67. maddesinde ifadesini bulan ve daha önce ileri sürülmeyen bu talebine karşı, davalı vekili tarafından, iddianın genişletilmesine muvafakatlarının olmadığına dair bir itirazda bulunulmamıştır. Dolayısıyla davacı vekilinin bu talebinin de mahkemece değerlendirilmesi gerekir. Ancak hem mahkemece alınan ek bilirkişi raporunda hem de karar yerinde bu konuda bir değerlendirme yapılmamıştır.
Yine, davacı vekili tarafından sunulan 16.10.2009 tarihli dilekçede, 556 sayılı KHK'nin 67. maddesine dayalı işbu talebi hakkında miktar belirtilmediği halde, mahkemece davacı vekiline anılan talebi hakkında miktar belirtmesi ve talebini harçlandırması için makul bir süre de verilmemiştir. Bu durum karşısında mahkemece, davacı vekiline 556 sayılı KHK'nin 67. maddesine dayalı tazminat talebi konusunda miktar belirtmesi ve bu talebini harçlandırması için makul bir süre verilip, davacı vekilinin anılan talebi hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/10674, K. 2013/13617, 27 Haziran 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama