KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/11401 E., 2013/15560 K.·Ve Ticaret Ltd. Şti.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Eylül 2013
- Mahkemesi
- FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
736 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 26/05/2011 tarih ve 2011/67-2011/172 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 10/09/2013 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin “Mekap” markasının sahibi olup, davalı ile akdedilen marka lisans sözleşmesiyle “Vidalaspor”, “Vidalaspor Bot” ve “Wimbledon” modelleriyle sınırlı olmak üzere anılan markanın kullanım hakkının davalıya verildiğini, ancak davalının sözleşme sonrasında lisans sözleşmesine uygun olmayan üretim yaptığının tespit edildiğini, 556 sayılı KHK uyarınca marka sahibinin izni olmaksızın markayı veya ayırt edilmeyecek derecede benzerini kullanmak marka hakkına tecavüz teşkil ettiği gibi lisans sözleşmesi ile verilen hakları izinsiz olarak genişletmenin de marka hakkına tecavüz oluşturduğunu,
bu nedenle davalının müvekkilinin uğradığı maddi ve manevi zararları tazmin etmek zorunda bulunduğunu ileri sürerek, davalının “Mekap” markasına yönelik tecavüz eyleminin tespiti ile tecavüz eyleminin durdurulması ve giderilmesini, 30.000,00 TL manevi ile şimdilik 100.000,00 TL maddi tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile kararın gazetede ilanını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili tarafından yapılan küçük bir takım değişikliklerin ayakkabının modelini değiştirmediğini, tüketicilerin bu farklılıkları fark edemeyeceklerini, bu nedenle müvekkilinin marka hakkına tecavüzde bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, tespit raporu ve tüm dosya kapsamına göre, uyuşmazlığa konu siyah renkteki ayakkabı modelinin lisans sözleşmesindeki “videla spor” modeline ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğu, marka hukuku açısından ayakkabı tüketicisinin temel kriter olarak alınması gerektiği, tüketicinin uyuşmazlığa konu siyah renkteki ayakkabıları mekap markası ile videla spor modeli olarak algılayacağı sabit olduğundan lisans sözleşmesinin genişletilmesi ve bu kapsamda marka hakkının ihlal edilmesinin somut uyuşmazlıkta bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalının lisans sözleşmesine uygun olmayan şekilde üretim yaptığı, bu durumun marka hakkına tecavüz teşkil ettiği iddiasına dayalı olarak tecavüz eyleminin tespiti, durdurulması ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Taraflar arasında akdedilen lisans sözleşmesi ile davacıya ait “Mekap” markasının “Vidala spor”, “Vidala spor Bot” ve “Wimbledon” modelleriyle sınırlı olmak üzere kullanım hakkı davalıya verilmiş olup, bu konuda taraflar arasında bir çekişme mevcut değildir.Davacı marka sahibi açtığı işbu davada, davalının sözleşme sonrasında söz konusu lisans sözleşmesine uygun olmayan üretim yaptığını iddia ederek,
lisans sözleşmesi ile verilen hakları izinsiz olarak genişletmenin de marka hakkına tecavüz oluşturduğunu ileri sürmüştür.Mahkemece benimsenerek hükme esas alınan tespit raporunda, davalının ürettiği siyah ayakkabının orijinal “vidala spor” modelinden farklı bir model olarak üretildiği belirtilmiştir.Bu durumda, davalının lisans sözleşmesi ile kendisine verilen iznin sınırları dışına çıkarak ürettiği siyah model ayakkabı üzerinde davacının rızası dışında markasının kullanıldığı anlaşılmaktadır.556 sayılı KHK'nin 20. maddesinde, tescilli bir markanın kullanım hakkının,
tescil edildiği mal veya hizmetlerin bir kısmı veya tamamı için lisans sözleşmesine konu olabileceği düzenlenmiştir.Lisans koşulları ise anılan KHK'nin 21. maddesinde düzenlenmiş olup, madde uyarınca lisans sözleşmesi ile sözleşme koşulları kapsamında üretilen mallar üzerinde markanın kullanılması yönünde lisans alan yararına inhisari ya da inhisari olmayan mahiyette kullanım hakkı tanınmaktadır.Anılan maddenin 8. fıkrasında ise sözleşme şartlarının lisans alan tarafından ihlali halinde, tescilli bir markadan doğan hakların lisans alana karşı dava yoluyla ileri sürülebileceği düzenlenmiştir.Bu durumda somut olaya gelindiğinde,
davalının lisans sözleşmesine uygun olmayan şekilde üretim yaptığı iddia olunarak lisans sözleşmesine aykırı davranılmasına dayalı olarak açılan işbu davada mahkemece, taraflar arasındaki lisans sözleşmesi uyarınca davalıya tanınan marka kullanım hakkının kapsamı dışına çıkılıp çıkılmadığının tayini ile sonucuna göre davalının lisans sözleşmesi ile kendisine tanınan marka kullanım hakkına aykırı hareket edip etmediğinin tespiti gerekirken, yazılı şekilde uyuşmazlığa konu siyah renkteki ayakkabı modelinin lisans sözleşmesindeki “vidala spor” modeline ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğu,
marka hukuku açısından ayakkabı tüketicisinin temel kriter olarak alınması gerektiği, tüketicinin uyuşmazlığa konu siyah renkteki ayakkabıları mekap markası ile vidala spor modeli olarak algılayacağı sabit olduğundan lisans sözleşmesinin genişletilmesi ve bu kapsamda marka hakkının ihlal edilmesinin somut uyuşmazlıkta bulunmadığı gerekçesine dayalı olarak davanın reddine karar verilmek suretiyle davanın lisans sözleşmesine aykırılığa dayalı olarak açıldığı hususu nazara alınmadan, tüketici algısı değerlendirilmek suretiyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/11401, K. 2013/15560, 12 Eylül 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama