KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/12458 E., 2013/14326 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Temmuz 2013
- Mahkemesi
- ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
626 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Bafra 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19/04/2011 tarih ve 2010/309-2011/220 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 05/07/2013 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ...ile davalı vekili Av. ...dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkillinin 1993 yılından beri Umumi Mağazacılık Kanunu kapsamında umumi mağazacılık faaliyeti yaptığını, bu kapsamda müvekkilinin ürün sahibi ...e çeltikte kira ve bakım sözleşmeleri ile makbuz senedi karşılığı kredi kullanım şartlarını düzenleyen sözleşmeler imzalayarak 800 ton çeltiğin yerinde emanet alımının yapıldığını, söz konusu ürünlerin sigortasının davalı sigorta şirketine yaptırıldığını, emanet edilen çeltiğin karşılığında kurumca makbuz senetleri düzenlendiğini, bu senetlerin ...e verildiğini, ...in de senetleri kredi çekmek için bankaya ciro ve teslim ettiğini,
emanet alınan ürünün yerinde periyodik kontrollerinin yapıldığını, bu çerçevede kurum personellerince 06/03/2099 tarihinde yapılan tespitte depolardan 220 ton çeltiğin taşınmış olduğunun tespit edildiğini, sözleşmelerin fesh edildiğini, emanetçi tarafından depolanan çeltiğin davalı sigorta şirketi tarafından sigortalandığını, poliçede müvekkili kurumun poliçe lehdarı olarak yer aldığını, makbuz senetlerinin bankaya verilmesinden ve emanetçinin bankaya olan kredi borcunu müvekkili kurumun ödemesi nedeniyle depolardan çekilen ürün bedelinin tazmini için davalı sigorta şirketine başvurulduğu fakat başvurularının reddedildiğini,
bu nedenle bu nedenle fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydı ile 7.500,00 TL'nin deponun boşaltıldığı 06/03/2009 tarihiden itibaren faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, bilahare ıslahla istemini 264.199,64 TL'ye çıkartmıştır.
Davalı sigorta şirketi vekili, zararın teminat kapsamında olmadığını,ıslahla artırılan alacak kaleminin zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddini istemiştir. Mahkeme, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre davaya konu zararın sigorta teminatı altında olmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiştir. Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davacı vekilinin dava dilekçesinde olay anlatılarak ayırım yapmaksızın rizikonun teminat kapsamına girdiği iddia edildiğine ve dosyaya emniyeti suiistimal sigorta poliçelerinin de sunulmuş olması karşısında mahkemenin,
“davacı kurumun meydana gelen olayın emniyeti suistimal klozuna girdiği yönünde bir iddia ve talebinin olmadığı ve davasını sadece hırsızlık sigortası genel şartlarına dayandırdığı” şekildeki gerekçesi yerinde değil ise de söz konusu emniyeti suistimal sigorta poliçeleri özel şartlarında öngörüldüğü şekilde “emniyeti suistimalin poliçenin süresi içinde ve fiili işleyen kimsenin işyerinde aralıksız çalıştığı dönemde yapılmış olması ile sigortalının emrinde veya hizmetinde çalıştırdığı bordroya kayıtlı kişilerin yapacağı emniyeti suistimal hallerinin” teminat altına alınmış bulunmasına ve dava dışı ...in de bu sayılan kişilerden olmamasına
göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davalı vekilinin temyiz itirazının incelenmesine gelince, dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak 7.500 TL’nin tahsili talep edilmiş ise de 08.02.2011 tarihli ıslah dilekçesi ile harcı da yatırılmak suretiyle toplam 264.199,64 TL'nin tahsili istenmiş bulunduğundan bu meblağ üzerinden davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmek gerekirken, ıslah talebi nazara alınmadan dava dilekçesindeki miktar üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmayıp kararın bu nedenle bozulması gerekirse de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK'nın 438/7. maddesi uyarınca hükmün, aşağıda yazılı olduğu şekilde düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/12458, K. 2013/14326, 5 Temmuz 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama