KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/12487 E., 2012/19756 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Aralık 2012
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
644 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 30.05.2011 tarih ve 2006/422-2011/318 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ..... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin davalı nezdinde vadesiz mevduat hesabı açtığını, müvekkili şirketin büyük ortağı ve yetkilisi .....’ın 2003 yılı başlarında yaşadığı sağlık sorunları sebebiyle bir ara fiilen şirkette bulunamadığını, bilahare hesapları kontrol ettiğinde mezkur banka hesabından çeşitli zamanlarda olmak üzere toplam 15.520 TL’nın müvekkilinin talimatı olmaksızın ve hukuka aykırı bir şekilde çekilerek başka hesaplara aktarıldığını, banka ile yapılan görüşmede ise, işlemlerin banka ile yapılan faks taahhütnamesi çerçevesinde ve müvekkilinin faks talimatları üzerine gerçekleştirildiğinin belirtildiğini,
şirketin yetkili imzası ile yapılmış gerçek hiçbir taahhütname ve yine gerçek faks talimatlarının olmadığını, bunların sahte ve geçersiz işlemler olduğunu ve müvekkili şirketi bağlamayacağını, davalı banka çalışanlarının haksız işlemlere iştirakı ya da bu konuda ağır kusur veya ihmalin söz konusu olduğunu ileri sürerek, 15.520 TL’nın hesaplardan çekildiği tarihlerden itibaren en yüksek ticari faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, iddia konusu talebin haksız fiilden kaynaklandığını, bu nedenle davanın zamanaşımına uğradığını, davacı yanın iddialarının mesnetsiz olduğunu, davacı şirket yetkilisi ...’ın bilgisi ve onayı dahilinde dava konusu hesaptan 09/08/2002 tarihinden bu yana ...’e nakit ödemeler yapıldığını, davacı firmanın vadesiz mevduat hesabından yapılan ödemeler için genellikle şubeye faks talimatı iletildiğini,
parayı çekmek üzere şubeye gelen firma çalışanlarının aynı anda talimatlar asıllarını da ibraz etmekte oldukları ve şubece firma yetkilileriyle yapılan teyid alma amaçlı görüşmelerin sonrasında gelen kişilere nakit ödemede bulunulduğunun tespit edildiğini, davacı şirketin bir zararı oluşmuş olsa dahi, davacı şirketin bu zarara kendi kusuru ile sebebiyet verdiğini, tacir olan davacı şirketin tüm faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiğini, muhasebe kayıtlarını kontrol etmeyen davacı şirketin kendi elemanlarının kusuru nedeniyle doğan zararlara katlanması gerektiğini,
müvekkili bankaya izafe edilecek herhangi bir kusurun mevcut olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davacıya ait davalı banka nezdinde bulunan hesaptan davacı çalışanları ... ve ...'ün sahte talimat yolu ile toplam 15.520 TL'yi ...'ün hesabına aktardıkları, bankada hesabı bulunan şirketin muhabese personelinin sürekli olarak para çekme işlemi yaptığı, sahte belge ile para çekmesi işleminde muhasebe personelinin sürekli olarak para çekme işlemi yaptıran şirketin gerekli denetimi yapmaması sebebiyle %50 oranında,
davalı bankanın da talimat evrakındaki imzalar ile davacı şirketin kendi uhdesinde bulunan yetkili temsilicisine ait imza sirkülerini karşılaştırmaması ve bu konuda özensiz davranması sebebiyle %50 oranında kusurlu olduğu gerekçesiyle; açılan davanın kısmen kabulü ile müterafik kusur nedeniyle ½ oranında indirim yapılarak, 7.760 TL tazminatın 500 TL’sine 26/02/2003, 5.635 TL’sine 18/02/2003, 225 TL’sine 21/03/2003, 450 TL’sine 26/03/2003, 950 TL’sine 28/03/2003 tarihinden itibaren avans faizi işletilerek davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, bankacılık işlemine dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacının muhasebe personelini denetlememesi, davalı Banka'nın ise imza incelemesi yapılması hususunda gerekli özeni göstermemesi sebebiyle müterafik kusurlu oldukları gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak, davacı şirket yetkililerinin yargılandığı, Şişli 11. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2004/1532 E, 2005/377 K sayılı kararında, bu davada dayanılan 07.04.2003 tarihli ibranameye göre de, müştekinin (davacı şirketin) kendi bilgisi ve talimatı dışında, hesabından para çekilmesinin söz konusu olmadığı gerekçesiyle sanıklar hakkında beraat kararı verildiği ve bu kararın kesinleştiği anlaşılmıştır.
BK'nun 53. maddesine göre, ceza mahkemesince verilen beraat kararları hukuk mahkemesini bağlamaz ise de; ceza mahkemesinde kesinleşen maddi olgu saptaması hukuk hakimini bağlar. Bu durumda davacının talimatı ile hesabından para çekildiği yolundaki kesinleşmiş ceza mahkemesi kararında yapılan saptama uyarınca reddi gerekirken, yazılı gerekçe ile kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/12487, K. 2012/19756, 3 Aralık 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama