KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/12759 E., 2012/19950 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Aralık 2012
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
452 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 04.04.2011 tarih ve 2009/234-2011/254 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı Cenk Otomotiv San. ve Tic. Ltd.
Şti. arasında acentelik sözleşmesi imzalandığını, davalı ...’un davalı acentenin borçları için gayrimenkulünü ipotek eden ve acentelik sözleşmesine müşterek borçlu ve müteselsilen imza atan kişi, diğer davalıların da müşterek borçlu müteselsil kefil olduğunu, 31.12.2004 tarihi itibariyle muaccel hale gelen 38.604,81 TL borcun ihtarnameye rağmen ödenmemesi üzerine, ipotek ile teminat altına alınan miktar yönünden ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile, ipotek ile teminat altına alınan miktar dışında kalan alacağın tahsili için de ilamsız icra takibine girişildiğini, davalıların her iki takibe de itiraz ettiğini ileri sürerek,
her iki icra takibine yapılan itirazın iptali ile icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, 03.04.1995 tarihinde davacı tarafın gönderdiği ihtarname ile sabit olduğu üzere müvekkili şirketin “Hayat-Hastalık-Ferdi Kaza ve Zorunlu Sigortalar” dışında kalan sigortalar için prim tahsil etme yetkisi bulunmadığını, bu nedenle müvekkilinin belirtilen sigorta dalları dışında aracılık yaptığı sigorta poliçeleri için herhangi bir prim tahsil etmediğini ve davacı şirkete de prim borcu bulunmadığını, davalı şirketin davacı tarafından verilen yetki kapsamında tahsil ettiği “Hayat-Hastalık-Ferdi Kaza ve Zorunlu Sigorta” primlerinin tamamını da vadelerinde davacıya ödediğini savunarak, davanın reddini, %40’dan az olmamak üzere kötü niyet tazminatının tahsilini istemiştir.
Mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak, dosya kapsamına göre, davacı defter ve kayıtlarında davalı acentenin yetkisiz bulunduğu branşlarda düzenlenen poliçelerden dolayı davacıya 19.600,06 TL prim borcu olduğu tespit edilmiş ise de; söz konusu poliçelerin
bizzat davacı tarafından düzenlendiği, davalının bu poliçeleri düzenlemediği, davalı acentenin defter ve kayıtlarında bu poliçelere ilişkin tahsilat yapıldığına ve davacıya intikal ettirilmediğine dair bir tespit yapılamadığı, davalının pos makinesinden tahsilat yapıldığı, sigortalılardan çek tahsil ettiği ve kendisine intikal ettirmediği yönündeki iddialarının ispat edilemediği, sigortalıların ödemeleri bizzat davacının hesabına yaptıkları gerekçesiyle, bozma ilamı öncesinde verilen kararda hüküm altına alınan alacak miktarı olan 4.244,95 TL nin ödendiği anlaşıldığından bu kısım yönünden dava konusuz kaldığından yeniden karar verilmesine yer olmadığına, diğer taleplerin reddine, koşulları oluşmadığından kötü niyet tazminatı talebinin redine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/12759, K. 2012/19950, 5 Aralık 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama