KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/12780 E., 2012/18641 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Kasım 2012
- Mahkemesi
- FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
385 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 11/05/2010 tarih ve 2008/309-2010/140 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 2007/07582 sayılı ''TAT GOLD'' ibareli marka başvurusunun 556 sayılı KHK’nin 7/1-b maddesi kapsamında benzer markaların benzer mallar için tescil edilemeyeceği gerekçesiyle ve birtakım TAT ibareli markalar gerekçe gösterilerek TPE tarafından kısmen reddedildiğini, müvekkili markasının tanınmış marka olup, daha önce bir çok kez tescil edilmiş bulunan ''TAT'' markaları dolayısıyla müvekkilinin marka üzerinde kazanılmış hakkının bulunduğunu belirterek TPE YİDK’nun 2008-M-4060 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, alınan karar ve yapılan işlemlerin usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, başvurusu reddedilen tüm emtialar yönünden redde mesnet gösterilen bir kısım markaların iltibas oluşturacak derecede benzer olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan HUMK'nun 388 vd. ve hüküm tarihinden sonra yürürlüğe giren HMK'nun 297 vd. maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında gerekçeli kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi gereklidir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır, infaz edilebilir şekilde tesis edilmesi ve sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun olması ve ayrıca gerekçenin de hüküm fıkrasına uygun olması gerekmektedir. Zira, kararın hüküm fıkrası ile gerekçesi birbirine sıkı sıkıya bağlı olup, aralarında çelişki bulunmaması, birbirlerine uygun olması esastır.
Somut olayda, mahkemece gerekçe bölümünde davanın kısmen kabulüne karar verildiği belirtilmiş iken, hüküm fıkrasında davanın reddine karar verilmiştir. Buna göre, kararda hüküm fıkrasının gerekçeye uygun yazılmadığı, gerekçe ile hüküm fıkrası arasında çelişki yaratılmış olduğu anlaşılmakla, bu yönden hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/12780, K. 2012/18641, 20 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama