KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/13251 E., 2012/19986 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Aralık 2012
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
494 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 03/06/2011 tarih ve 2010/306-2011/212 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı Banka nezdindeki hesabında bulunan 150.000 USD'nin davacının emir ve talimatı olmaksızın 08.09.2005 ve 09.09.2005 tarihlerinde 3. kişilere ödendiğini, müvekkilinin ana para, faiz ve masraflara ilişkin müracaatları sonucu davalı Banka'nın 39 ay sonra ana para ile birlikte 213,11 USD faizi iade ettiğini, ancak ödenen faiz tutarının düşük olup, davacının tüm zararlarını karşılamadığını, davalı ile bir ibralaşma da olmadığını ileri sürerek, paranın çekildiği tarihten iade olunduğu tarihe kadar işleyecek dolar faizi ve bu dolar faizine işletilecek ticari faiz ve masraflar karşılığı şimdilik 15.000 TL'nın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı Banka vekili, davacının USD vadesiz mevduat hesabından sahte imza ile para çekildiğini, bankanın iyiniyetli olarak çekilen parayı ve faizini davacı adına açılan hesaba yatırdığını, USD vadesiz mevduat hesaplarına sadece 22.05.2007-04.06.2007 tarihleri arasında aylık %4 faiz uygulandığından davacıya sadece bu dönem için faiz ödemesi yapıldığını, ana para ve faizin hesabına yatırıldığının davacıya ihtarname ile bildirildiğini, davacının ihtarnameye itiraz etmediği gibi faiz talebinde de bulunmadığını, bu tarihten sonra hesabında yaptığı işlemlerle paranın hesabına yattığından haberdar olan davacının, aradan geçen zamandan sonra,
sahtecilik işlemini gerçekleştiren kişi hakkında bankanın alacak davası açması üzerine faiz talebinde bulunmasının manidar ve haksız kazanç elde etmeye yönelik olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının vadesiz mevduat hesabındaki paranın sahte imza ile çekildiği, davacının başvurusu üzerine bankaca ana para ve sadece 22/05/2007–04/06/2007 tarihleri arası için hesaplanan 213,11 USD birikmiş faizin 31/12/2008 tarihinde davacı adına açılan yeni bir hesaba yatırıldığı, davalı Banka davacın başvurusu ile her an ödenmesi gereken hesaptaki parayı ödemeyerek mütemerrit duruma düşmüş ise de, davacının bankaya başvurusunda herhangi bir faiz talebinde bulunmadığı, öte yandan davacının parasının vadesiz mevduat hesabında bulunmakta olup, bankanın vadesiz mevduatlara faiz uygulamadığı, davalının genel uygulaması kapsamında belli bir dönem için vadesiz
mevduatlara uyguladığı yıllık %4 faiz üzerinden davacıya 213,11 USD faiz ödemesinin, taraflarca kararlaştırılan bir faiz oranı olmayıp davacıya tüm hesap dönemi için talepte bulunma hakkı vermeyeceği, kaldı ki 02/01/2009 tarihi itibari ile davacının hesabına yatırılan ana para ve faizi ihtirazi kayıt ileri sürmeksizin çektiği, Borçlar Kanunu 113/2. maddesi gereğince işlemiş faiz bulunmuş olsa bile sonradan bunun talep edilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/13251, K. 2012/19986, 5 Aralık 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama