KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/13395 E., 2012/21613 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Aralık 2012
- Mahkemesi
- FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
581 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 17/02/2011 tarih ve 2010/154-2011/47 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin ilki 05.11.1975 yılında tescil edilen tanınmış “PINAR” ibareli markaların sahibi olduğunu, bu ibarenin aynı zamanda müvekkilinin unvanında da yer aldığını, davalı şirketin ise “PINAR” ibaresini 29. ve 30. sınıflarda tescil ettirmek için diğer davalı kuruma başvuru yaptığını, bu başvuruya müvekkili tarafından yapılan itirazın davalı kurum tarafından nihai olarak reddedildiğini, bu kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davalı adına tescilli olan ve kazanılmış hakkına dayanak olarak kabul edilen “PINAR” ibareli markaların çeşitli mahkeme kararlarıyla hükümsüz kılındığını, 556 sayılı KHK'nin 7/1-b,
8/a ve 8/1-b maddeleri gereğince davalı başvurusunun tescil edilemeyeceğini ileri sürerek, davalı TPE YİDK'nun 2010-M-2434 sayılı kararının iptaline, marka tescil edilmiş ise hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili, “PINAR” esas unsurlu markanın ilk defa müvekkili tarafından tescil ettirildiğini, öncelik hakkının müvekkiline ait bulunduğunu, davacının kötüniyetli olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin “şekil+PINAR” ibareli markasının, davacının ilk marka tescilinden daha önce tescil edildiği, zaman içinde davacı markaları tanınmış hale gelmiş ise de bu durumun davalı adına tescilli 1975/86347 sayılı markanın kullanmasına ve ayırt edici karakterini değiştirmeden farklı unsurlarla tescil ettirmesine engel oluşturmadığı, ancak davacının anılan olanaktan yararlanabilmesi için önceden adına tescilli bir markanın bulunmasının yeterli olmadığı, bunun yanında anılan markanın hükmünü sürdürmesinin, kullanılmasının ve son başvurusunun konusu işaretin, davacı veya bir başkasına ait tescilli markalara yakınlaşmamasının, bu suretle bir iltibas ve haksız rekabete yol açmamasının gerektiği, oysa
davalının yargılama konusu marka başvurusunun 1975/86347 sayılı markadaki şekil unsurunu içermediği, söz konusu şeklin markada çok önemli olduğu ve bu şekil olmadan markanın ayırt edici karakterinin aynen muhafaza edildiğinin söylenemeyeceği, bu eksikliğin son başvurunun, kazanılmış hak teşkil edebilecek 1975/86347 sayılı marka ile ilişkilendirilmesini olanaksız kıldığı, bu haliyle davalının yargılama konusu başvurusunun, davacının tanınmışlık vasfı bulunan markalarıyla iltibas yaratabilecek derecede benzer bulunduğu,
ayrıca davalının 1975/86347 sayılı markasının, Sivas Asliye 3. Hukuk Mahkemesi'nin 2007/168- 2007/404 ile İzmir Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2007/157-2007/26 sayılı hükümleriyle kullanılmama nedeniyle hükümsüzlüğüne karar verildiği, kullanılmayan bir markanın sonradan gerçekleşecek bir tescile kazanılmış hak oluşturmasının mümkün bulunmadığı, davalının 2002/19711 sayılı markasının da hükümsüz kılındığı, davalının 2007/1642 nolu başvurusunun 1975 tarihli marka ile aynı olduğu,
2007/1642 sayılı marka ile dava konusu başvuru aynı olmadığından kazanılmış haktan söz edilemeyeceği, bu durumda davalının önceki marka tescillerinin işbu davaya konu marka tescil başvurusuna kazanılmış hak oluşturamayacağı, davalının önceki markaları ile ilişkilendirilemeyecek bir marka tesciline yönelmesi eyleminin 556 sayılı KHK'nin 7/b, 8/b ve 8/4. maddeleri karşısında hukuka uygun olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, TPE YİDK'nun 2010/M-2434 sayılı kararın iptaline, davalı adına tescilli 29.04.2008 gün ve 2008/39775 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekilleri temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekillerinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/13395, K. 2012/21613, 26 Aralık 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama