KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/13471 E., 2012/21172 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Aralık 2012
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
626 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 11/05/2011 tarih ve 2010/636-2011/216 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili banka ile davalı kurum arasında kurum personelinin maaş ve ücretlerinin müvekkili banka aracılığıyla ödenmesi konusunda protokol ve taahhütname imzalandığını, protokolün süresinden önce feshedilerek gereklerinin yerine getirilmediğini ileri sürerek, şimdilik 5.822,80 TL cezai şart bedelinin 15.03.2003 tarihinden, protokolün devamı şartı ile ödenen 5.000 TL’nin 18.01.2002 tarihinden itibaren %375 oranında temerrüt faizi ve faizin %5’i oranında gider vergisi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, bakanlık tebliğ ve yönetmeliklerine aykırı olarak yapılan sözleşmelerin geçerli olmadığını, protokolün haklı nedenlerle feshedildiğini, istenen faizin fahiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bakanlık bünyesinde bulunan Ankara Devlet Türk Halk Müziği Korosu Müdürlüğü ile davacı arasında kurum personelinin maaşlarının ödenmesine ilişkin protokol imzalandığı, protokolün feshedildiği tarihte TMSF tarafından davacı banka kayıtlarına el konulmuş ise de banka ödemelerinde herhangi bir aksama olmaması nedeniyle davalının protokolü fesih gerekçesinde haksız olduğu,
davacı tarafça bağış olarak verilen 5.000 TL’nin o tarihte davalı kuruma ait banka hesabına intikal ettiği, protokolün feshi nedeniyle yapılan bağışın geri istenmesine ilişkin 20/03/2003 tarihli ihtarnamenin tebliği ve verilen süre göz önüne alınarak temerrütün 28/03/2003 tarihinde gerçekleştiği, anılan protokolün 6. maddesi uyarınca söz konusu alacağa, davacı banka tarafından temerrüt tarihinde ticari kredilere uygulanan temerrüt faizinin %50 fazlası oranında faiz işletileceği,
banka kredisinden kaynaklanan bir alacak söz konusu olmadığından gider vergisi talebinin yerinde bulunmadığı gerekçesiyle cezai şartla ilgili açılan davanın bozmadan önce verilen kararla birlikte kesinleştiğinden bu konuda yeniden karar verilmesine yer olmadığına 5.000 TL bağış bedelinin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek %180 oranında temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, gider vergisi talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Mahkemece uyulmasına karar verilen bozma ilamında, taraflar arasındaki protokolün 6. maddesi uyarınca davacı bankanın davalıya verdiği nakit bağış tutarını, ticari kredilere uyguladığı faizin %50 fazlası oranında faiziyle birlikte geri isteyebileceği açıklanmış olup bozma sonrasında davacının ticari kredilere uyguladığı faiz oranının %120 olduğu kabul edilerek hüküm kurulmuşsa da, dosyaya davacı tarafça sunulan faiz tablosundan söz konusu oranın %250 olduğu anlaşılmaktadır. O halde, mahkemece, davacı tarafın ticari kredilere uyguladığı faiz oranının kesin olarak tespiti ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3-Öte yandan, mahkemece banka kredisinden kaynaklanan bir alacak söz konusu olmadığından davacının gider vergisi talebinin yerinde bulunmadığı gerekçesiyle bu talebin reddine karar verilmiş ise de bu değerlendirme doğru değildir. Zira davacı gider vergisi olarak BSMV'yi davalıdan talep etmektedir.
BSMV ise 6802 sayılı Gider Vergisi Kanunu'nun 28. maddesine dayalı olarak bankaların, yapmış oldukları bütün muameleler dolayısıyla kendi lehlerine nakden veya hesaben aldıkları paralar üzerinden alınan bir vergi olup esasen bu verginin yükümlüsü banka olmasına rağmen sözleşme ile bu yükümlülüğün üçüncü kişilere devredilmesi mümkündür. Somut olayda da, protokolün 6. maddesi uyarınca banka bu yükümlülüğünü davalıya devretmiştir.
O halde, mahkemece davacının protokol hükümlerine göre faizin %5'i oranındaki BSMV'yi davalıdan talep edebileceğinin kabul edilmesi gerekirken bu talebin reddine karar verilmesi de doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/13471, K. 2012/21172, 19 Aralık 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama