KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/14087 E., 2012/20439 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Aralık 2012
- Mahkemesi
- SULH HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
791 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Urla Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 01/06/2011 tarih ve 2009/284-2011/444 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava konusu meblağ 15.620,00 TL’nın altında bulunduğundan HUMK’nun 3156 sayılı kanunla değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi ......tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin tarım ve hayvancılık işiyle uğraştığını, bu nedenle hayvanlarını davalı TARSİM Tarım Sigortaları Havuz İşletmesi A.Ş. destekli olarak diğer davalı ...'ya hayvan hayat sigortası ile sigortalattığını, sigorta kapsamı içerisinde bulunan hayvanlardan birinin hastalandığını ve davalı TARSİM Tarım Sigortaları Havuzu İşletmesi A.Ş. eksperi tarafından 18.03.2009 tarihinde kesilebilir raporunun verildiğini, ancak eksperin hastalığın görüldüğü tarihi 10.02.2009 yazdığını, 20.03.2009 tarihinde de kesimin yapıldığını, zararın karşılanması için müvekkilinin talepte bulunduğunu ancak herhangi bir ödemenin yapılmayacağının bildirildiğini ileri sürerek, 4.000 TL'nin davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... A.Ş. vekili, hasar ödemesinden diğer davalı TARSİM Tarım Sigortaları Havuz İşletmesi A.Ş.'nin sorumlu olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı TARSİM Tarım Sigortaları Havuz İşletmesi A.Ş. vekili, poliçenin 06.02.2009 tarihinde düzenlendiğini, hayvanda hastalığın 10.02.2009 tarihinde başladığını, Devlet Destekli Hayvan Hayat Sigortası Genel Şartlarının teminat dışı kalan haller içerisinde “poliçe başlangıç tarihinden itibaren iki haftalık bekleme süresi içinde ortaya çıkan hastalıklar nedeniyle meydana gelen ölüm, itlaf, mecburi kesim, yavru atma ve yavru ölümleri teminat dışındadır” şeklinde olup, davacının talebinin teminat dışı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, sigortalı büyükbaş hayvanın hastalanıp kötü duruma düşmesi nedeniyle kesildiği, hastalığın özelliği, nedeni, başlangıcı, tespit ve teşhisi, gelişmesi, tedavisi, kesime varma süreci hususlardaki süreçler dikkate alındığında hayvanın 10/02/2009 tarihinden ziyade kesim kararının verilmesine gerek duyulan kötü duruma düştüğü ana çok daha yakın bir tarihte yani Mart ayının ilk haftasında hastalanmış olduğu gerekçesiyle, 4.000 TL'nin davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı TARSİM Tarım Sigortaları Havuzu İşletmesi A.Ş. vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Ancak, 21.06.2005 tarih ve 25852 sayılı Resmi Gazete ile yayınlanarak yürürlüğe giren 5363 sayılı Tarım Sigortaları Kanunu ile üreticilerin bu kanunda belirtilen riskler nedeniyle uğrayacağı zararların tazmin edilmesi amacıyla tarım sigortaları uygulamasına geçilmiştir. Hangi risklerin teminat altına alınacağı anılan Kanun'un 12. maddesinde açıklanmıştır.
Tarım sigortaları, devlet desteğini zorunlu kılan çok yüksek riskli sigortalar olduğundan, ülkemiz koşulları itibariyle serbest piyasa şartlarında yapılmaları şu an itibariyle mümkün bulunmamaktadır. Bu nedenle tarım sigortalarının yapılabilmesi için kanun koyucu özel bir yapıya ihtiyaç duymuş, ‘Tarım Sigortaları Havuzu’ kurumunu oluşturmuştur.
Bu yapının amacı 5363 sayılı Kanun'un 4. maddesinde etraflıca açıklanmış, devamı maddelerinde nasıl çalışacağı, görevleri ve hangi yetkilere sahip olacağı düzenlenmiştir. Kanun'un tamamı değerlendirildiğinde tarım sigortaları ile ilgili sistem, normal sigortalardan oldukça farklılıklar arz etmektedir. Özellikle yapılan tarım sigortaları karşılığında sigorta şirketi tarafından sigorta ettirenlerden tahsil edilen primlerin tamamı Tarım Sigortaları Havuzu'na aktarılmaktadır.
Sigorta şirketlerinin tahsil edip de aktarmadığı pirimler bakımından havuzun primlerin aktarılması talebi, ‘kamu alacağı’ niteliğinde kabul edilmiş, kamu alacaklarının tahsilini düzenleyen kanun hükümlerine tabi kılınmıştır. Tarım sigortaları düzenlemesinin asıl amacı, üreticilerin zararların karşılamak, uzun vadeli gelir istikrarına kavuşmalarını temin etmek, ekonomik ve sosyal bakımından toplumsal katkılar sağlamaktır.
Bu yönüyle kamu düzenini ilgilendiren sigorta türü olduğunu söylemek mümkündür.
Tarım sigortalarının işleyişinde temel unsur Tarım Sigortaları Havuzudur. 5363 sayılı Kanunu’nun 9. maddesinde bu Havuzun işletilmesine ilişkin iş ve işlemlerin, Havuza katılan ... şirketlerinin eşit oranda pay sahibi olacağı anonim şirket statüsünde kurulacak şirket tarafından yürütüleceği hükme bağlanmıştır. Aynı hükümde tazminat ödemeleri dahil olmak üzere şirketin görevleri sayılmıştır.
Anılan Kanun'un 14. maddesinde de sigorta şirketlerinin, tarım üreticileri ile tarım sigorta sözleşmelerini kendi adlarına akdedecekleri, prim ve risklerin tamamını Havuza devredecekleri ve sözleşmeleri Havuz tarafından belirlenen standart poliçeler üzerinden yapacakları düzenlenmiştir. Bu Kanun çerçevesinde Havuzu işletmek üzere Tarım Sigortalı Havuz İşletmesi A.Ş. (TARSİM) kurulmuştur. Somut olayda davacı bu havuzun ortağı olduğu anlaşılan davalı ...
A.Ş. ile hayvanlarını kapsayan ‘Güneş Sigorta Tarsim Devlet Destekli Çiftlik Hayvanları Sigortaları Poliçesi’ düzenlemiştir. Bu sigorta poliçesinden dolayı tazminat ödemek yükümlülüğü, davalı Tarsim A.Ş’ye aittir. Bu nedenle davalı ... A.Ş. adına açılan davanın husumet yönünden reddi gerekirken, bu davalının sorumluluğuna hükmedilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/14087, K. 2012/20439, 11 Aralık 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama