KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/1443 E., 2012/8544 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Mayıs 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
542 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Oğuzeli Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 08/07/2010 tarih ve 2009/202-2010/106 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkillerinin murisinin davalı bankadan kredi kullandığını, kendisine hayat sigortası yapıldığını, 07.06.2006 tarihinde ölmesi sonucu kredi borcunun hayat sigortasından kapatıldığını, 8.782 TL bakiyesinin kaldığını, davalı çalışanının varislerin vekili S.Haluk Tamer’i çağırarak sigorta tazminatının geldiğini beyan etmesi sonucu kendisine 1.000 TL ödeme yaptığını, kalan miktarı tahrifat yaparak zimmetine geçirdiğini, durumun teftiş raporu ile sabit olduğunu, davalıya bildirim yapılmasına rağmen ödemenin mahkeme kararına bırakıldığının açıklandığını, ödeme yapılmadığını ileri sürerek, 7.782 TL’nin tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, diğer mirasçıların davaya katılmasının zorunlu olduğunu, tahsilat fişlerinde davacıların vekilinin imzasının yer aldığını, teftiş raporunun kanaat niteliğini taşıdığını açıklayarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalı bankadan gelen hesap ekstreleri uyarınca davacıların murisi adına gelen sigorta tazminatının ödendiğine dair dekontların olduğu, bunların murisin mirasçısı tarafından imzalandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, bankacılık işleminden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
Davacıların murisinin davalı bankadan tarımsal kredi kullandığı, ölümü sonrasında kredi borcunun hayat sigortacısı tarafından ödendiği, bakiye sigorta tazminatının davacılara ödenmesi için davalı bankaya gönderildiği hususu uyuşmazlık konusu değildir. Taraflar arasındaki çekişme, dava dışı hayat sigortacısı tarafından davacılara gönderilen 8.782.00 TL sigorta tazminatının tamamının gerçekten ödenip ödenmediği noktasında toplanmaktadır.
Davacılar vekili, davalı personelinin usulsüz işlemler yaparak 1.000 TL ödeme yaptığını, kalan 7.782.00 TL’nin ise ödenmediğini ileri sürmüştür. Mahkemece, muhasebeci bilirkişi raporuna itibar edilerek, mevcut dekontlarda imzası bulunan ve aynı zamanda davacıların vekili olarak hareket eden mirasçı davacıya anılan tutarın ödendiği kabul edilerek yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, bizzat davalı teftiş raporunda işlemi yapan davalı personelinin dava konusu işlemleri de kapsar şekilde tediye konusu işlemlerin içeriği konusunda ilgili müşterileri bilgilendirmeden imzalarını ikmal ettirmek veya boş fişlere imzalarını almak suretiyle zimmet fiilini işlediği belirlenmiştir.
Esasen, uyuşmazlık konusu olayla ilgili olarak da müfettişlikçe detaylı araştırma yapılmış, hatta davacıların murisinin vefatından sonra veraset ve intikal vergisine esas bildirim evraklarında mevduat tutarıyla ilgili tahrifat yapıldığı, dava dışı personelin işlemi yapan, dekontlarda imzası bulunan davacı mirasçıya farklı beyanda bulunması için ikna etmeye çalıştığı, bu nedenle 7.782.99 YTL müşteri ve banka zararının olduğu ve bu personel hakkında zimmet suçundan kamu davası açılması için bildirimde bulunulması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Uyuşmazlığın çözümü için, davacılara yapılan ödemelerin gerçek ödeme olup olmadığının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Mahkemece, davalı tarafından düzenlenen teftiş raporu değerlendirilmediği gibi davalının personeli hakkında ceza davası açılıp açılmadığı araştırılmamıştır.
Bu durum karşısında, usulsüz işlemi yaptığı iddia edilen davalı personeli hakkında ceza davası açılıp açılmadığının araştırılması, davalının teftiş raporunun değerlendirilmesi, uzman bankacı bilirkişi veya bilirkişi kurulundan denetime uygun rapor alınması, ceza davasının açıldığının tespiti halinde, işbu davayı doğrudan etkileyebilecek nitelikte olduğu kanaatine varılırsa sonucunun beklenilmesi ve tüm kanıtlar çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararının bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/1443, K. 2012/8544, 22 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama