KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/14521 E., 2012/21040 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Aralık 2012
- Mahkemesi
- SULH HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
433 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 7. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 16/06/2011 tarih ve 2010/1817-2011/1360 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, sigortalıları bulunan ...'ın kiracısı bulunduğu dükkanda tesisat borusunun patlaması sonucu sigortalıya ait mallar üzerinde maddi hasar meydana geldiğini, bu hasar nedeniyle sigortalıya 10.06.2010 tarihinde 3.181,26 TL ödendiğini, davalının malik olarak hasardan sorumlu olduğunu ileri sürerek 3.181 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, temiz su borusunun ana şebekeden gelen suyun yüksek basıncı ile patladığını, varsa bir sorumluluğun tüm kat maliklerine ait olduğunu, sigortalının zararın meydana gelmesini engelleyecek tedbirleri almadığını, ağır kusuru nedeniyle zarardan sorumluluğu bulunduğunu, taşınmazın her türlü ayıptan ari ve eksiksiz olarak kullanıma hazır şekilde davacının sigortalısına teslim edildiğini savunarak davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı uyarınca hasarın davalıya ait 70/A numaralı bağımsız bölümde su borusunun patlamasından kaynaklandığı, B.K. md. 58 vd uyarınca diğer kat maliklerini olayda sorumluluklarının bulunmadığı, davacı sigortalısının dükkanda eşyaları yerlerde sergilemekle kusurlu bulunduğu, kusur oranının %60 olarak kabul edildiği, zarar olarak belirlenen ve ödenen 3.181,26 TL'nin piyasa koşullarına uygun gerçek zarar olduğu gererkçesiyle davalının kusuruna karşılık gelen 1.272,40 TL bakımından davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan HUMK’nun 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5219 sayılı Kanun ile değişik 427/2. maddesi hükmüne göre, miktar veya değeri 1.000
TL’yi geçmeyen taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar kesindir. Bu miktar, karar tarihi olan 16.06.2011 tarihi itibariyle 1.540,00 TL'dir. Dava dilekçesinde, 3.181,26 TL asıl alacağın tahsiline karar verilmesi istenilmiş, mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilerek, temyiz eden davalı yönünden 1. 272,40 TL'lik asıl alacağın ödenmesine hükmedilmiştir. Temyiz eden davalı yönünden hüküm altına alınan miktar, yukarıda anılan madde hükmüne göre temyiz sınırının altında kaldığından davalı vekilinin temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/14521, K. 2012/21040, 17 Aralık 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama