KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/14614 E., 2012/21419 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Aralık 2012
- Mahkemesi
- ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
830 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Diyarbakır 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 13/09/2011 tarih ve 2010/379-2011/974 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin Diyarbakır' da Dilan sinemaları ve Site Sinemalarının sahibi ve işletmecisi olduğunu, davalı Özen Film T.A.Ş. nin 25.11.2005 tarihli hukuken icap mahiyetindeki ve müvekkiline ait olan Dilan sinemalarında oynayacak filmlerin listesi ve programa giriş tarihlerini içeren yazısının fakslandığını, müvekkilinin 28.11.2005 tarihinde bu program ve film listesini onaylayarak davalıya fakslandığını, icabın müvekkili tarafından kabul gördüğünü,
davalının 25.11.2005 tarihli karşılıklı mutabakata bağlanan programın aksine davranarak 23.12.2005 tarihinde müvekkilinin Dilan sinemasında oynaması gereken “ Babam ve Oğlum” isimli filminin 23.12.2005 tarihinden önce Diyarbakır da Mega Center iş merkezinde faaliyette bulunan rakip sinema Cinemall Sinemalarında gösterime sokulduğunu ve bu nedenle müvekkilinin maddi ve manevi zarara uğradığını, müvekkilinin bu filmin sinemasında oynanmamasından dolayı maddi kaybının asgari 40.000 YTL olduğunu, maddi zararın karşılanması için 12.12.2005 tarihinde noterden ihtar gönderildiğini, ancak maddi kaybın karşılanmadığını,
yine 25.11.2005 tarihli mutabakat belgesinde bahsi geçen ve taraflarca icap ve kabul gören Hababam Sınıfı –Üç buçuk filminin de 06.01.2006 tarihinde davacıya ait Dilan Sinemalarında gösterime girmesi gerekirken bu filmin de gönderilmediğini, rakip sinemada gösterime sokularak müvekkilinin maddi ve manevi zarara uğratıldığını, bundan doğan zararın 25.000 YTL olduğunu, bu durumun davacının itibarını ve misyonunu zedelediğini, bundan dolayı da manevi açıdan telafi edilmez zarara uğradığını ileri sürerek,
toplam 65.000 TL maddi, her iki film itibariyle toplam 20.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvvekkili şirketin anlaşmalı olduğu yapımcı şirketlere ait filmleri yurdun pek çok şehrine dağıtımını yaptığını, sinemacılık sektöründe güvene dayalı çalışma söz konusu olduğunu, pursantaj diye tabir edilen bu çalışmada seyirci sayısına göre elde edilen hasılatın sinema, dağıtımcı ve yapımcı arasında paylaşıldığını, bu nedenle sinemacının beyanının gerçekleri yansıtması gerektiğini, aksi halde yapımcı ve dağıtımcı şirketlerin ilgili sinemaya film dağıtımını durdurabileceklerini, davacının sinemasında gösterime sunduğu Maskeli Beşler filmine ait beyanları eksik bildirdiğini,
bu nedenle rakamların düşüklüğü nedeni ile "Babam ve Oğlum filmini veremiyoruz" notu ile film gösterim teklif programını 28.11.2005 te davacıya faksladıklarını, Arzu film ve Fida Film Maskeli Beşler filminin yapımcıları olduğunu, davacı ile seyirci sayısı beyanlarından kaynaklanan anlaşmazlık nedeni ile yapımcısı oldukları Hababam Sınıfı 3.5 adlı filmin davacıya verilmesini engellediklerini, bu filmin de bu sebeple davacıya verilemediğini, savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılamada, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, bozma kararına uyularak alınan bilirkişi raporu gereğince icap-kabul şeklinde yapılan anlaşma doğrultusunda gönderilen gösterilecek film listesinde bulunan Babam ve Oğlum, Hababam Sınıfı 3,5 gibi filmler, davacı sinemaya verilmeyip haksız rekabet oluşturacak ve davacının zararını oluşturacak şekilde başka sinemalara verildiği, davacının zararının 26.008,50 TL olduğu, davacı taraf her ne kadar manevi tazminat davası açmışsa da, yapılan işin ticari iş niteliğinde olması,
kişilik hakları ve vücut bütünlüğüne yönelik herhangi bir saldırı bulunmaması ve B.K. anlamında manevi tazminatı gerektirecek bir hususun bulunmadığı gerekçeleriyle, maddi tazminatın kısmen kabülü ile, davacının davasının 26.008,50 TL lik kısmının kabülü ile dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, davacının davasının 38.991,50 TL lik kısmının reddine, davacının davalıya yönelik açmış olduğu manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, sinema filmi gösterimine dair sözleşmenin ihlali nedeni ile tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece, Dairemizin 08.03.2010 tarihli bozma ilamına uyularak bilirkişi raporu da alınmak sureti ile davanın kısmen kabülüne karar verilmiştir. Ancak, alınan bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli değildir.
Dairemizin bozma ilamında dava konusu filmlerin erken gösterildiği rakip firmanın erken gösterim nedeni ile elde ettiği kazanç ve davacının bu nedenle yoksun kaldığı kazancın hesaplanması gerektiği belirtilmiş olmasına rağmen, bozma ilamından sonra alınan bilirkişi raporunda davalı tarafından rakip firmaya dava konusu filmler nedeni ile tanzim edilen faturalar ve davacının film gösterme hizmetinden defterlerinde yapılan incelemede 2005 yılında sağlanan brüt karının ortalama karlılık oranı esas alınarak davacının mahrum kaldığı kazanç hesabı yapılmıştır.
Bu rapora, davacının da aynı tarihlerde kendi sinemasında başka filmler göstermek sureti ile kazanç elde ettiği ve bu kazancın mahsup edilmesi gerektiği ve her iki sinemanın salon sayıları ile izleyici kapasitelerinin farklı olduğu yönünde davalı yanca itirazda bulunulmasına rağmen mahkemece ek rapor alınmamış ve kararda da bu husus tartışılmamıştır.
Bu durumda, davacı sözleşmede kararlaştırılan tarihlerde dava konusu filmleri gösterememiş ise de aynı dönemde davacıya ait sinema boş kalmayıp başka film gösterilmek sureti ile kâr elde edilmiş ise bu kârın, davacının dava konusu filmleri gösterememesi nedeni ile elde edeceği kârdan mahsubu gerektiğinden ve Dairemiz bozma ilamında da buna işaret edildiğinden bilirkişi kurulundan bu konuda ek rapor alınarak oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken davalının rapora ciddi itirazları üzerinde durulmadan yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/14614, K. 2012/21419, 20 Aralık 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama