KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/14679 E., 2012/20969 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Aralık 2012
- Mahkemesi
- FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
362 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 05/05/2011 tarih ve 2010/93-2011/107 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin ALÇIPAN ibareli 19. sınıf ürünleri içeren birçok tanınmış markanın sahibi olduğunu, hal böyle iken, davalının 06.03.2008 tarihinde ALCOPAN ibareli 6. sınıf malları içeren marka tescil başvurusunda bulunduğunu, 2008/12488 kod numarası verilen başvurunun Resmî Marka Bülteni'nde ilân olunduğunu, bunun üzerine iltibas ve tanınmışlık vakalarına dayanılarak başvurunun reddi istemi ile itirazda bulunduklarını, itirazlarının önce Markalar Dairesi ve nihai olarak YİDK tarafından 2010/M-1208 sayılı kararla reddedildiğini, kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu,
başvurunun tescilinin müvekkilinin ALÇIPAN esas ve ayırt edici unsurlu markaları ile iltibasa sebebiyet verebileceği gibi, onların tanınmışlığından haksız yarar sağlayıp itibar ve ayırt edici karakterini de zedeleyebileceğini ileri sürerek YİDK kararının iptali ile davalı adına tescil edilen markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE ve şirket vekilleri, kapsamında yer alan ürünler itibariyle ALCOPAN ibareli başvuru ile davacıya ait ALÇIPAN ibareli markaların karıştırılmasının veya ilişkilendirilmesinin mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının “Alçıpan” markasının kullanıldığı alanda tanınmışlığının bulunduğu, ancak farklı sınıflarda tescili istenen ve birebir aynı ibare olmayan davalı markasının davacının tanınmışlığından yararlanmasının mümkün bulunmadığı, davacı markasının reklam gücünden yaralanmasından söz edilemeyeceği, davacı markasının itibarının zedelenmeyeceği ve ayırt edici karakterine zarar vermeyeceği gibi bu hususlarda ispat da bulunmadığı için 556 sayılı KHK’nin 8/4. maddesinde belirlenen şartların somut olayda oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/14679, K. 2012/20969, 17 Aralık 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama