KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/14900 E., 2012/21500 K.·Mahkemesi :sulh Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Aralık 2012
Karar Metni
512 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Seydişehir Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 15.04.2010 tarih ve 2009/497-2010/234 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı ... şirketine kızı ...'ı 2005 yılı Ağustos ayında sigorta ettirdiğini, poliçelerin ve sigorta sözleşmesinin bu esnada müvekkiline verilmediğini, prim ödemeleri bir dönem kredi kartından çekilmişse de, müvekkilinin kullandığı kredi kartının son kullanma tarihinin geçmesi nedeniyle prim ödemelerinin yapılamadığını, iş yoğunluğu nedeniyle müvekkilinin bunu unuttuğunu, iki adet poliçenin birikmiş olan parasının iadesi için 17.02.2009 tarihli dilekçe ile davalı şirkete yaptığı başvurunun, 21.01.2007 tarihinden itibaren primin ödenmemesi nedeniyle 30.03.2007 tarih itibarıyla hayat poliçelerinin iptal edildiği,
iptal tarihinden itibaren 6 ay geçtiği için canlandırılamayacağı ve sözleşmenin feshedildiği gerekçesiyle kabul edilmediğini, ancak müvekkiline usulünce bir bildirim yapılmadığını ileri sürerek, feshin, iptalin öğrenildiği tarih olan 03.06.2009 tarihinden itibaren hüküm oluşturduğunun tespiti ile poliçelerin tekrar yürürlüğe konulması yönündeki taraflar arasındaki çekişmenin giderilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, ödenmeyen prim tutarlarının ödenmesi için davacıya ihtar yazılarının gönderilmesine rağmen davacı tarafça ödemenin yapılmadığını, poliçelerin iptalinden iki yıl sonra poliçelerin yeniden canlandırılmasının mümkün olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ile davalı arasında 31.08.2005 tanzim tarihli hayat sigortası sözleşmesi yapıldığı, davacının 21.12.2006 tarihine kadar primlerini düzenli olarak ödediği ancak bu tarihten sonra ödeme yapmadığı, davalı ... şirketince hayat sigortaları genel şartlarında belirlendiği üzere, taahhütlü mektupla yapılan ihtara rağmen davacı tarafından sigorta priminin ödenmediği, bunun üzerine TTK'nun 1297. maddesi gereğince sigorta poliçesinin feshedildiği,
taraflar arasında imzalanan hayat sigortası genel şartlarında sigortanın tekrar yürürlüğe konulması veya eski hale dönüştürülmesi şartlarının belirlendiği, buna göre davacının gerekli süreyi kaçırdığı, her ne kadar davacı tarafından feshi öğrenme tarihinin 03.06.2009 olarak belirlenmesi talep edilmiş ise de fesih ihtarının sigorta poliçesinde belirttiği adresine 02.03.2007 tarihinde tebliğ
edildiği ve süresinde ödeme yapılmaması nedeniyle 30.03.2007 tarihinde poliçenin iptal edildiği ve süresinde yenileme talebinde bulunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir Dava, hayat sigortası poliçesinin feshi işleminin iptali istemine ilişkindir.
Sigorta sözleşmesi nedeniyle sigorta ettirenin sigortacıya belli bir ücret yani prim ödeme borcu bulunmaktadır.
6762 sayılı TTK'nun 1297/1. maddesi ve Hayat Sigortası Genel Şartları'nın C.1/5. maddesi hükmüne göre, sigorta priminin vadelere bölünerek taksitlerle ödenmesinin kararlaştırıldığı hallerde, vadesinde prim taksidinin ödenmemesi halinde sigortacının keyfiyeti sigorta ettirene resmi bir ihtarname veya taahhütlü mektupla ihtar etmesi ve bu ihtarnamenin tebliğinden itibaren bir ay içerisinde taksidin ödenmemesi halinde sözleşmenin feshedilmiş sayılacağı kabul edilmiştir.
Uzun süreli hayat sigortalarında, ihtara rağmen primin ödenmediği iddiasının sigortacı tarafından kanıtlanması gerekir. Somut olayda, dosyaya ibraz edilen delillerden, sigorta ettiren davacıya ihtarın usulüne uygun olarak tebliğ edildiği kanıtlanamamıştır. O halde sigorta poliçesinin geçerli olduğunun kabulü ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, davacı yararına bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/14900, K. 2012/21500, 21 Aralık 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama