KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/1756 E., 2012/8603 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Mayıs 2012
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
512 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Kartal 3. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 02/11/2010 tarih ve 2009/1647-2010/1564 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkiline nakliyat emtia sigorta poliçesi ile sigortalı bulunan mutfak eşyası emtiasının davalıya ait araçlarla Almanya'dan Türkiye'ye nakliyesi sırasında hasarlandığını, hasar dolayısıyla sigortalıya 2.790,72 TL ödeme yapıldığını belirterek 2.790,72 TL sigorta tazminatının ödeme tarihi olan 26.11.2009 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, hasara ilişkin olarak taşıma evrakları üzerinde herhangi bir şerh bulunmadığını, hasarın malların tesliminden sonra gerçekleşmiş olma ihtimali bulunduğunu, sigortalının mal bedelini ödeyip ödemediğinin dava açma ehliyeti yönünden tespit edilmesi gerektiğini, müvekkiline herhangi bir hasar ihbarı yapılmadığını, talep edilen hasar bedelinin fahiş olup, CMR hükümleri kapsamında müvekkilinin sınırlı sorumluluğunun bulunduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, Almanya'dan Türkiye'ye nakliyesi gerçekleştirilen sigortalı mutfak eşyası emtiasının 15 adedinin taşıma sonunda sigortalı şirkete hasarı olarak teslim edildiği, bu durumun taşıyıcı temsilcisi şöförler ile sigortalı temsilcisinin birlikte imzaladıkları tutanak ile tespit edildiği, davalının zarardan CMR 17. maddesi gereğince sorumlu olduğu, davacının yapılan ödeme dolayısıyla rücu hakkının bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki (2) nolu bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, nakliyat emtia sigorta poliçesinden kaynaklanan rucuen tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya kapsamında yer alan 18.08.2009 tarihli ekspertiz raporunda, hasarlı evyelerin büyük bölümünün ambalajsız olan tekne kısımlarına gelen darbelerle ezilme sonucu hasarlandığı, araç içerisindeki istiflemede paletlerin birbirine yakın ve arada koruyucu malzeme olmadığı için yol şartlarında birbirine temas ettiği, evyelerin tekne kısımlarının tamamen açıkta kalmasının ambalajın yeterli olmadığını gösterdiği belirtilmiş ise de, hükme esas alınan bilirkişi raporunda ve gerekçeli kararda istifleme ve ambalajlamanın kime ait olduğu ve taşıyanın gözetim yükümlülüğüne değinilmediği,
yine, bilirkişi raporunda CMR Konvansiyonu'nun 23. maddesi kapsamında taşıyıcının sınırlı sorumluluğu yönünden hasarlı emtianın brüt ağırlığının belirlenmesi akabinde sorumluluk sınırının hesaplanabileceği belirtilmiş ise de, bu yönden de herhangi bir değerlendirme yapılmamış olduğu anlaşılmaktadır.
Buna göre, taşıyıcının sorumluluğu bakımından istifleme ve ambalajlamanın kime ait olduğu, usulüne uygun yapılıp yapılmadığı, sorumluk durumu, istifleme ve ambalajlama gönderene ait ise taşıyanın gözetim yükümlülüğü de gözetilerek ve CMR Konvansiyonu gereğince sınırlı sorumluluk kurallarının uygulanması bakımından hasar gören emtianın ağırlığı tespit edilmek suretiyle değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/1756, K. 2012/8603, 22 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama