KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/2543 E., 2012/9036 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Mayıs 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
376 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 05.05.2010 tarih ve 2010/137-2010/252 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin ticaret unvanının ilk kelimesi olan “HÜRRİYET” ibaresini aynı zamanda marka olarak da tescil ettirdiğini, Türkiye ve dünya çapında bu unvan ve markanın tanınmış olduğunu ancak davalının bu ibareyi kendi ticaret unvanı olarak tescil ettirip kullandığını ve bilinmeyen numaralar servisine kaydını “Hürriyet Gazetesi ilan servisi” olarak yaptırdığını, bu şekilde müşterilerden ilan taleplerini toplayarak kazanç sağladığını, davalının eyleminin haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek, davalının haksız rekabetinin önlenmesine, davalının ticaret unvanının iptaline, 5.000 TL manevi ve 1.000 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, Dairemizin 07/12/2009 tarihli bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yapılan yargılama sonunda, davacının ticaret unvanına tecavüz eden davalının kusurlu olduğu, TTK’nun 54üncü maddesine göre davacının maddi ve manevi zararını ispat etmek şartı ile ticaret unvanına tecavüz eden davalıdan tazminat talep edebileceği ancak davacının ticaret unvanına tecavüz nedeniyle maddi zarara uğradığını ispat edemediği,
bu sebeple maddi tazminat talep edemeyeceği, davacı lehine belirlenecek maddi tazminatın Borçlar Kanunun 42 ve 43 üncü maddeleri gereğince tayininin gerektiği düşünülebilirse de zararın meydana gelmiş olduğu sonucuna varmaya elverişli ve yeter dayanaklar bulunmadığı, eylemin davacının mallarının eksilmesine veya artmasının engellenmesine yönelik bir sonuç doğurmayacağı sonuç ve kanaatine varıldığı,
bilirkişi incelemesinden de aksine bir sonuç ortaya çıkmadığı ancak davacının manevi tazminat talep edebileceği gerekçesiyle, davacı tarafça daha önce talep edilen hususlara ilişkin verilen karar kesinleşmiş bulunmakla aynı konularda yeniden karar verilmesine yer olmadığına, 1.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, maddi tazminat isteğinin ise reddine, karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/2543, K. 2012/9036, 28 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama