KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/2617 E., 2012/9095 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Mayıs 2012
- Mahkemesi
- İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
436 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 30.12.2008 tarih ve 2008/66-2008/353 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ..... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında müzik eserleri yayın sözleşmesi bulunduğunu, bu sözleşmenin 4/a bendinde mali hakların düzenlendiğini, ayrıca Şubat 2007 tarihli ek protokol gereğince temsili telif bedeline ilişkin bir adet faturanın düzenlenerek davalıya tebliğ edildiğini, davalının yapılan fatura tebligine rağmen bir itirazda bulunmadığını, müvekkilinin de bu faturadan doğan alacağını ve işlemiş faizi için icra takibi başlattığını, davalının takibe itiraz ederek durdurduğunu, davalının haksız ve mesnetsiz itirazının iptali ile takibin devamını ve icra inkar tazminatına hükmolunmasını istemiştir.
Davalı vekili, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre taraflar arasında düzenlenen ek protokolün 3. maddesinde davalının mali hak bedeli 4.269,33 TL ve KDV.'sinin Musiki Eseri Sahipleri Grubunun düzenlediği faturayı takiben lisans alan tarafından dört eşit taksitle ödeneceği öngörüldüğü, sözleşmede ödeme tarihi belirtilmediği, davacı vekilinin davalıya tebliğ ettirdiği fatura listesinde dava konusu fatura bulunmadığı,
sözleşmede borç için kesin vade öngörülmediğinden BK'na göre, muaccel olan borcun borçlusu ancak alacaklının ihtarı ile mütemerrit olacağından ve davalı temerrüte düşürülmediğinden faiz talep edemeyeceği, faize itirazı haklı ise de, sözleşmeye ve bilirkişi raporuna göre asıl alacak yönünden itiraz haksız olduğu, davalı vekilinin sadece bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi verip, davaya cevap vermediği gibi, vekaletnamede sunmadığından davalının kendini vekille temsil ettirmiş sayılmayacağından davalı lehine vekalet ücretine hükmolunmasına gerek görülmeyeceği gerekçesiyle davalının asıl alacak yönden itirazının iptaline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davalı şirket vekili Av.... ....'ın 11.07.2008 tarihli dilekçe ekinde vekaletname örneğini dosyaya sunduğu ve yine bilirkişi raporuna karşı 20.10.2008 tarihli itiraz dilekçesi de vermiş olduğu anlaşıldığına göre, davanın reddedilen kısmı için HUMK. 417/2 maddesi uyarınca davalı taraf yararına karar tarihindeki yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca vekalet ücreti takdiri gerekirken, yazılı gerekçe ile davalı yararına avukatlık ücretine hükmedilmemesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/2617, K. 2012/9095, 28 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama