KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/27 E., 2012/20479 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Aralık 2012
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
475 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 17/06/2010 tarih ve 2007/287-2010/321 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 11/12/2012 günü hazır bulunan davacı Şirket Temsilcisi .... ile Şirket vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ..... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, tarafların 25.05.1995-12.05.2004 tarihleri arasında iki ayrı sözleşme uyarınca taşıma acenteliği ilişkisinde çalıştıklarını, müvekkilinin yaptığı faaliyet karşılığında komisyon aldığını, davalının 12.05.2004 tarihli ihtarnamesiyle sözleşmenin feshedildiğini, anılan dönem itibariyle davalının hak ediş miktarlarını kendisinin düzenleyip müvekkiline gönderdiğini, müvekkilinin ortağını ilgilendiren Üsküdar 1. Aile Mahkemesi’ndeki dava dosyasına bildirdiği çizelge ve hak edişlerin gönderilenlerden farklı olduğunun ortaya çıktığını, kendi kayıtlarına uygun bulunduğunu, davalının,
müvekkiline önceden gönderdiği çizelgelerin gerçeği yansıtmadığını, bakiye alacağın tahsili için yapılan icra takibinin itirazla durduğunu, davalının çifte defter ve kayıt tuttuğunu, sonradan aile mahkemesine verdiği düzeltmenin gerçeği yansıtmadığını bildirdiğini, bu kadar ayrıntılı verilen çizelgede hata yapılamayacağını ileri sürerek, itirazın iptaline, takibin devamına ve %40 inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, istemin zamanaşımına uğradığını, sözleşmenin feshinden sonra alacak-borç tetkiki yapıldığını, müvekkilinin 17.733 TL alacağının ortaya çıktığını, tahsili için takip yaptığını, davacının düzenlediği faturalara göre hak ediş düzenlendiğini, aile mahkemesine kesin olmayan çizelgelerin gönderildiğini, gerekli düzeltmenin yapıldığını, davacının bir alacağının olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlara göre, taraflar arasında sözleşmesel ilişki olduğu, davalının zamanaşımı def’inin yerinde bulunmadığı, davacının taşıma acenteliği ilişkisinde hak edişinin eksik ödendiğini, bakiye alacağının tahsili için başlatılan ica takibinin haksız itirazla durduğunu ileri sürdüğü, gerçek hak edişin davalının, davacı ortağını ilgilendiren aile mahkemesi dosyasına verdiği cevaba ekli çizelgeye göre belirlenmesi gerektiğini iddia ettiği, davalının, bu yazının ilgili mahkemeye sehven gönderildiğini ve düzeltmenin yapıldığını savunduğu, taraf kayıtlarının usulüne uygun tutulmadığı,
ödemeler ve bakiyeyle ilgili tespitin yapılamadığı, usulüne uygun tutulmuş ve kesin delil vasfına haiz davalı kayıtlarına göre 17.733.61 TL alacağının olduğu, işbu davaya aile mahkemesine sunulan ve sehven verildiği için davadan önce düzeltilen hak ediş tablosunun esas alındığı, usulüne uygun olmadan düzenlenen ticari defterlerinde gerek davalı faturalarının gerekse davacı faturalarının peşin alım-satım olarak düzenlendiği ve davacı defterlerinde her hangi bir bakiye alacağın olmadığı, davalı defter ve kayıtlarında davalının bir miktar alacağının bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/27, K. 2012/20479, 11 Aralık 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama