KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/78 E., 2012/20734 K.·(Beyoğlu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi)
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Aralık 2012
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
749 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 47. Asliye Ticaret (Beyoğlu 2. Asliye Ticaret) Mahkemesi’nce verilen 04/10/2010 tarih ve 2009/436-2010/405 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili ile ihbar olunan vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 11/12/2012 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı ... vekili Av. ... ile İhbar olunan ... vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasındaki 22.04.2005 tarihli acentelik sözleşmesinin 10.09.2009 tarihinde müvekkilince tek taraflı olarak feshedildiğini, müvekkili şirket kayıtları üzerinde yapılan incelemeler sonucu davalı acentenin 58.706,65 TL borcunun bulunduğunun tespit edildiğini ileri sürerek, anılan miktarın dava tarihinden itibaren aylık % 10 faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının borç miktarını bildiren ve müvekkilini temerrüde düşüren bir ihtarname olmaksızın işbu davayı açtığını, ayrıca acentelik sözleşmesi nedeniyle alınmış bir üçüncü şahıs ipoteği mevcut olduğundan ipoteğin paraya çevrilmesi yoluna başvurulmadan alacak davası açılamayacağını, talep edilen aylık % 10 oranındaki faizin de fahiş, haksız ve hukuka aykırı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı tarafından ihbar olunan ... vekili, müvekkiline ait taşınmaz üzerinde taraflar arasındaki acentelik sözleşmesi nedeniyle ipotek tesis edildiğini, davacıya taşınmaz kaydında bulunan ipoteğin kaldırılması kayıt ve şartıyla davada istenilen 58.706,65 TL’yi bildirecekleri banka hesap numarasına yatırmaya hazır olduklarına ilişkin bir ihtarname gönderdiklerini, ancak ihtarnamenin tebliğine rağmen ödemenin yapılabilmesi için bir banka hesap numarasının taraflarına bildirilmediğini, davanın haksız olduğunu savunarak, reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının 58.384,30 TL borcunun olduğu, davacının doğrudan ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe geçmeden alacağını mahkeme kararı ile tespit ettirme hak ve yetkisinin bulunduğu ve dava tarihinden itibaren faiz talep hakkının doğduğu gibi vekalet ücreti dahil yargılama giderlerini de isteyebileceği, bu nedenlerle ipotek verenin gönderdiği ihtarnamenin sonuç doğurmasının mümkün olmadığı, alacaklının şarta bağlı ve eksik ödeme talebini kabul etmek zorunda bulunmadığı,
davacının alacağı ilam sonucu ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe geçebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 58.384,30 TL alacağın (alacak nedeniyle ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe geçildiğinde fer'ileri dahil 100.000 TL tutarlı üst sınır ipotek limitinin aşılmaması kaydıyla ) dava tarihinden itibaren yıllık %120 temerrüt faiziyle birlikte davalıdan alınmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ile ihbar olunan vekili temyiz etmiştir. 1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması ile ipotek ile teminat altına alınan bir alacak için doğrudan dava açılarak alacağın mahkeme ilamına bağlamasına engel bir hukuki durum bulunmadığı gibi alacaklının alacağını ilama bağlamasında hukuki yararının da olmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, acentelik sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.Davacının davada istediği miktarın yargılama sırasında ihbar olunan tarafından tevdi mahalli tayini istemi sonucu Beyoğlu 2.Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından verilen karara dayalı olarak davacı adına açılmış hesaba yatırıldığının anlaşılmasına göre, davacının tasarrufuna geçen miktar kadar davalının borcundan kurtulduğunun kabulü gerekir.Bu durumda, mahkemece hüküm altına alınan davacı alacağı için faiz hesabının istem gibi dava tarihinden paranın davacı adına yatırıldığı tarihe kadarki dönem için yapılması,
davacı adına yatırılan paranın hüküm altına alınan miktar ve açıklanan şekilde hesaplanacak faiz toplamını karşılayıp karşılamadığının belirlenmesi, yatırılan para ile karşılanan davacı alacağı yönünden davanın konusuz kaldığının kabulü, kalan bir davacı alacağının tespiti halinde ise kalan kısım üzerinden hüküm kurulması gerekirken, davacı adına yatırılan paranın nazara alınmaması doğru olmayıp, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
3-İhbar olunan ... vekilinin temyiz istemine gelince; temyiz eden ...’a husumet yöneltilerek açılan bir dava bulunmadığı gibi mahkemece verilen kararda da anılan ihbar olunan sıfatı ile karar başlığında gösterilmiş olup, hüküm de usul ve yasaya uygun olarak davalı taraf aleyhinde kurularak ihbar olunan aleyhine her hangi bir hüküm tesis edilmemiştir.O halde, aleyhinde verilmiş bir hüküm bulunmayan ve karar başlığında da ihbar olunan sıfatı ile gösterilmiş olan ...’ın hükmü temyiz etmekte hukuki yararı bulunmadığından temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/78, K. 2012/20734, 13 Aralık 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama