KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/30 E., 2012/20629 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Aralık 2012
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
500 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 06/12/2005 tarih ve 2004/396-2005/852 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 11/12/2012 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. .....dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin müvekkilinin Adana acentesi olduğunu, diğer davalıların ise taşınmaz ipoteği veren kişiler olduğunu, müvekkilinin acentelik sözleşmesinden kaynaklanan alacağının tahsili amacıyla yaptığı ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takibin itiraz üzerine durduğunu ileri sürerek davalıların itirazlarının iptaline, takibin devamına, davalıların %40 icra inkar tazminatına mahkumiyetlerine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar İskenderoğlu Sigorta Aracılık Ltd. Şti. ve ... vekili, poliçelerden tahsil edilen primlerin süresi içinde davacıya intikal ettirildiğini, bir kısım primlerin tahsil edilememiş olup poliçelerin iptal edildiğini, buna rağmen davacı tarafından borç tahakkuk ettirilmesinin doğru olmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, alacaklının acentelik ilişkisinden doğan borçlara teminat olmak üzere verilen ipotekten dolayı genel mahkemede dava açıp alacağını miktar olarak belirlemeden ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapmasının usulsüz olduğu, kötüniyet tazminatı şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, acentelik sözleşmesinden kaynaklanan alacağının tahsili amacıyla yapılan ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takibe olan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, itirazın iptali istemine ilişkin olarak açılan davada ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapılabilmesi için öncelikle mahkemeye dava açılarak alacağın miktarının tespit edilmesi ondan sonra ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapılabileceği belirtilerek anılan takip yönünden açılan itirazın iptali isteminin reddine karar verilmiştir.
İİK’nun rehin ve ipotekle temin edilmiş alacaklara ilişkin 45 nci maddesinde rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusunun iflasa tabi şahıslardan olsa bile alacaklının yalnız rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapabileceği,
ancak rehnin tutarının borcu ödemeye yetmediği takdirde alacaklının kalan alacağını iflas veya haciz yoluyla takip edebileceği belirtilmiştir.Bu durumda davacının acenteden doğacak alacağına karşılık olmak üzere tesis edilen ipotek sözleşmesi uyarınca ipotek bedeline kadar olan alacağı için mahkemeye alacak davası açmasına gerek olmaksızın ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi başlatmasının anılan kanun hükmü uyarınca mümkün bulunmasına,
ipotekle temin edilmiş alacaklar için kanunun alacaklıya bu yönde bir hak tanımış olmasına ve yapılan takibe karşı alacağın miktarına ilişkin itirazda bulunulması halinde açılacak itirazın iptali davasında zaten alacak tutarının ipotek bedeli kadar olup olmadığının da tespit edilecek bulunmasına göre mahkemece ipotek sözleşmesinin teminat ipoteği olarak tesis edildiği hallerde ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapılamayacağından bahisle yazılı şekilde bu takibe yönelik davanın bu nedenle reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/30, K. 2012/20629, 13 Aralık 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama