KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/4104 E., 2012/11588 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Temmuz 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
581 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 26/10/2010 tarih ve 2007/374-2010/568 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın Güneşli Şubesi nezdinde interaktif hesabının bulunduğunu, 07.02.2005 tarihinde bilgisayar korsanlığı yolu ile müvekkilinin davalı bankadaki hesabına ve kredi kartı hesabına girilerek hesabın boşaltıldığını ayrıca bir kısım hisse senetlerinin satılarak paranın başka hesaplara havale edildiğini olay sebebiyle davalı bankanın kusurlu ve sorumlu olduğunu ileri sürerek, 13.703,41 TL’nin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının şifre gibi internet bankacılığı işlemlerinde kullandığı kişisel bilgilerini büyük bir olasılıkla suç örgütü üyesi üçüncü kişilere oltalama yöntemiyle kaptırdığı kanaatine varıldığı, davalı bankanın havale öncesinde parayı bloke ederek cep telefonu ile teyit aldığı tespitinin yapılmış olmasına karşın parayı kendi saflarına havale eden şahısların sim kartı değişikliğini sağladıkları için teyidin de doğal olarak onların verdiği, davacının davalı banka tarafından sunulan ek güvenlik uygulamalarını kullanmadığı,
bu haliyle davacının davaya konu olayda 2/3 oranında kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 8.044,80 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davalı bankanın davacının ceza davasındaki sanıklarla işbirliği içinde bulunduğunu ileri sürmemiş bulunmasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 Sayılı Yasa ile değişik 4389 Sayılı Bankalar Kanunu 10/4 ve 5411 Sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61.maddesi). Bu tanımlamaya göre, mevduat sözleşmesi ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir. Yine BK.’nun 306 ve 307. maddeleri uyarınca ödünç alan, akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile birlikte iadeye mecburdur. Aynı Yasa’nın 472/1. maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir. Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında
doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, dolandırıcılık eylemi müşteriye değil bankaya karşı gerçekleştirilmekte ve mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir. Birer güven kurumları olan bankalar, aldıkları mevduatları sahtecilere karşı özenle korumak zorundadırlar. Bu nedenle de hafif kusurlarından dahi sorumludurlar.
Somut olayda davacıya izafe edilen kusur, elektronik postaya cevap vermekten ibarettir. Dosya içeriği itibari ile davacının elektronik postanın davalı bankadan geldiğini düşündüğü ve banka tarafından da bunun aksinin kanıtlanamadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda banka, mevduat sahiplerine ait kişisel verilerin yer aldığı bilgileri koruyamayıp 3. kişilerin eline geçmesine sebebiyet vermiş olduğundan bu elektronik postaya cevap vermek davacı açısından kusur teşkil etmeyeceğinden davacının müterafik kusurlu olduğundan bahisle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/4104, K. 2012/11588, 2 Temmuz 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama