KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/4313 E., 2012/9842 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Haziran 2012
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
419 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 4. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 21/12/2010 tarih ve 2008/1224-2010/1267 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin davalı tarafla aralarında oluşan cari hesap ilişkisine istinaden davalıya verdiği taşıma hizmetinin karşılığı olan alacağının ödenmemesi sebebiyle borçlu davalı hakkında icra takibi yaptıklarını, borçlunun icra dairesinin yetkisiyle asıl alacak tutarına ve fer'ilerine itiraz ederek icra takibini haksız ve kötü niyetli bir şekilde durdurmuş olduğunu ileri sürerek, davalının yetkiye, borca ve fer'ilerine yapmış olduğu itirazının iptali ile takibin devamına, alacağın %40'dan az olmamak üzere icra-inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, uluslar arası hava taşıma işi yapan davacı şirketin, davalıya ait malları taşıma hizmeti vermiş olmasına rağmen taşıma karşılığı düzenlenen 8 adet fatura bedellerinden bilirkişinin hesap ettiği gibi bakiye 3.432,01 TL’nın davalı tarafından ödenmediğinin anlaşıldığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 3.432,01 TL taşımadan kaynaklanan alacak ve 40,62 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 3.472,63 TL üzerinden davalının itirazının iptali ile 3.432,01 TL asıl alacağa 06.06.2008 takip tarihinden itibaren reeskont faizi uygulanarak tahsilini teminen bu miktar üzerinden takibin devamına, fazlaya ilişkin taleplerin ve alacak likit olmadığından icra-inkar tazminatı talebinin de reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Davalı vekilince verilen temyiz dilekçesinin temyiz defterine kaydedildiği belirlenemediği gibi, temyiz harcının yatırıldığına dair makbuza da dosya içinde rastlanmamıştır. Temyiz dilekçesinin verilme usulü HUMK'nun 434. maddesinde açıklanmış olup, buna göre temyiz dilekçesinin temyiz defterine kayıt ettirilip, temyiz harcının yatırılmış olması gerekmektedir. Davalı vekili tarafından bu işlemler yapılmaksızın verilmiş temyiz dilekçesinin incelenme kabiliyeti bulunmaması nedeniyle temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince, dava konusu alacak faturaya dayalı navlun alacağına ilişkin olup tazminat niteliğinde bulunmadığına göre, önceden belirlenebilir, bilinebilir ve hesap edilebilir likit alacak niteliği taşımaktadır. İİK’nun 67. maddesi hükmündeki icra inkar tazminatına ilişkin koşullar davacı lehine gerçekleşmiştir. Talep gibi icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken, bu yöne ilişkin istemin reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/4313, K. 2012/9842, 6 Haziran 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama