KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/4444 E., 2012/9854 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Haziran 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
626 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 28/12/2010 tarih ve 2009/1222-2010/1126 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankadan borçlu cari hesap kredisi aldığını, daha sonra bu kredinin 24 ay vadeli taksitli krediye dönüştürüldüğünü, müvekkili hesabına bir başka hesaptan 56.652,00 USD havale edilmesi üzerine, müvekkilinin davalı bankaya bu bedelin kredi borcundan düşülmesi talimatını verdiğini, ancak davalı bankanın müvekkilinin talimatına aykırı olarak anaparadan indirim yapmayıp, kredi hesabından 10 taksit tutarını düştüğünü, borcun aslında veya erken ödeme nedeniyle faiz tutarında herhangi bir indirim yapılmadığını ileri sürerek, haksız ve sebepsiz olarak fazladan tahsil edilen 16.382,00 TL’nın mahsup tarihi olan 07/08/2009 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili bankanın davacıya 04/06/2008 tarihinde 150.000,00 bedelli borçlu cari hesap kredisi açtığını, davacının 04/06/2009 tarihinde yeniden yapılandırma ile kredisini 24 ay vadeli eşit taksitli olarak yapılandırdığını, davacının 29/07/2009 tarihli dilekçesi ile hesabında bulunan 56.652,94 USD’nın kredi hesabındaki borçtan düşülmesi talimatını verdiğini, müvekkili banka tarafından talimat doğrultusunda kredi hesabından 10 taksit tutarının düşülerek davacıya bildirildiğini, daha sonra davacının 07/08/2009 tarihli dilekçesi ile 54.652,94 USD’nın kredi anaparasına sayılmasını,
kalan anapara bakiyesinin borçlu cari hesap kredisi veya taksitli kredi olarak tekrar işleme konulması isteminde bulunduğunu, davacının mevcut kredi hesabından 56.652,94 USD’nın mahsup edilmesi yönündeki talimatının ancak taksit tutarlarından mahsup şeklinde uygulanabileceğini, kredi borcunun geri ödenmesi şartlarının karşılıklı olarak belirlendiğini, tek taraflı olarak değişiklik yapılmasının mümkün olmadığını, sözleşme hükümleri uyarınca davacının erken ödediği taksit tutarları için faiz indirimi talebinde bulunmasının mümkün olmadığını, davacının 07/08/2009 tarihinden itibaren reeskont faizi talep edemeyeceğini savunarak,
davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm kanıtlara göre, taraflar arasında akdedilen kredi sözleşmesi kapsamında borcun yeniden yapılandırıldığı, itfa anlaşması kapsamında ödeme vadelerinin ve faiz oranların kararlaştırıldığı, davacının mevduat hesabına aktarılan 56.652,94 USD tutarındaki paranın davacının talimatına aykırı biçimde 03/08/2009 mahsup tarihi itibari ile ileriye dönük 10 aylık taksitin işlememiş faizlerine mahsup edilmek suretiyle davalı tarafından BK’nun 84. maddesi hükümlerine aykırı biçimde mahsup işleminin yapıldığı,
davalının asıl borç ve faiz oranını belirleyerek ödeme tarihi itibari ile önce faize ardından asıl alacağa mahsup yapması gerektiği halde, müstakbel 10 taksitin ana parasına ve faizine mahsup işlemi yaparak davacıyı zarara uğrattığı, mahsup edilen 21.563,40 TL’ndan 24/06/2009 – 03/08/2009 arasındaki ödenmesi gereken 3.847,71 TL faiz ve eklentilerin indirilmesi suretiyle bakiye 17.715,69 TL’nın davacı tarafa iade edilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulüne, taleple bağlılık kuralı uyarınca 16.382,00 TL'nın dava tarihinden itibaren işleyecek değişik oranlarda reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, sözleşmeye aykırılıktan doğan alacak istemine ilişkindir. Bilirkişi ücretinin 400,00 TL tutarındaki kısmı davalı tarafından karşılandığı halde, mahkemece bu tutarın tekrar davalıdan tahsiline şeklinde hüküm tesisi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiş ise de, anılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HUMK'un 438/7. maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/4444, K. 2012/9854, 6 Haziran 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama