KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/4612 E., 2012/10671 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Haziran 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
565 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Diyarbakır 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 07/10/2010 tarih ve 2010/196-2010/854 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı Belediye tarafından 15.10.2002 tarihinde 2886 Sayılı Devlet İhale Kanunu uyarınca ihalesi yapılan özel halk otobüsü hattının imtiyaz hakkını dava dışı ... tarafından satın aldığını, daha sonra dava dışı ...'ın bu hatta ilişkin sözleşmeden kaynaklanan bütün haklarını müvekkiline devrettiğini, devir işleminin davalı Belediye'nin 31.03.2005 günlü Encümen Kararı ile kabul edildiğini davalı Belediyece 19.09.2007 gün ve 2007/7-22 sayılı UKOME kararıyla, hat/araç dönüşümlü güzergah sisteminde bir çalışmanın uygulanacağının kararlaştırıldığını, bu kararın uygulanması halinde,
müvekkilinin her güzergahta dönüşümlü olarak çalışması zorunlu olacağından, 13.11.2002 tarihli sözleşmeyi hükümsüz kılacağını ileri sürerek davalı Belediye'nin uygulamasının sona erdirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davaya konu UKOME kararı ile bu karara dayanılarak tesis edilen işlemler idari nitelikte olduğundan idari yargının görevli olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının talebinin idari işlemin iptali sonucu doğuracak nitelikte olduğu gerekçesiyle idari yargının görev alanına giren davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı idarenin dava dışı S.S. 53 Nolu Özel Halk Otobüsü Kooperatifi ile yaptığı anlaşma sonucu aldığı ve özel otobüs hatlarının değişikliğini içerir UKOME kararının uygulanmasının sona erdirilmesi istemine ilişkindir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 4492 sayılı yasayla değişik 2/1-c maddesine göre, tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalar idari davalar olup, bu davalara bakmakla görevli mahkemeler idare mahkemeleridir.
Günümüzde idare çok çeşitli sözleşmeler yapmaktadır. Genel olarak idare tarafından akdedilen tüm sözleşmelere idarenin sözleşmeleri ismi verilir. İdarenin sözleşmeleri, tabi oldukları hukuki rejim bakımından, "idarenin özel hukuk sözleşmeleri" ve "idari sözleşmeler" şeklinde ikiye ayrılır. "İdarenin özel hukuk sözleşmeleri", özel hukuka tabidir ve bunlardan kaynaklanan uyuşmazlıklar adli yargıda çözümlenir.
Buna karşılık "idari sözleşmeler" idare hukukuna tabidirler ve bunlardan kaynaklanan uyuşmazlıklar idari yargıdan karara bağlanır. Dolayısıyla idari sözleşmeler ile idarenin özel hukuk sözleşmelerini birbirine karıştırmamak ve bunları bir birinden özenle ayırmak gerekir.
Bu ayrım yapılırken idari sözleşmenin, bir kanunla idari sözleşme olarak nitelendirilen veya taraflardan en az birisinin bir kamu tüzel kişisi olması şartıyla kamu hizmetinin yürütülmesine ilişkin olan özel hukuku aşan hükümler içeren sözleşmeler olduğu tanımı göz önüne alınmalıdır (Gözler Kemal, İdare Hukuku, Cilt II, Sayfa 8 Kaynağı vd., 2009 Bursa).
Bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde, dava dosyasının incelenmesinden, davalı idare ile yukarıda anılan dava dışı kooperatif arasında, davalı idare kentsel alanları içerisinde toplu taşıma hizmeti veren özel halk otobüslerinin entegre edilmesi ile toplu taşıma hizmetinde ferdi uygulamanın sonlandırılmasını sağlamak amacıyla 19.09.2007 tarihli protokol imzalandığı,
davacının da, imtiyaz hakkının devri yoluyla özel halk otobüsü hattı imtiyaz sahibi olduğu ve uyuşmazlığın, davalı idarece, 19/09/2007 tarihli protokolün uygulanmasından kaynaklandığı ve davada özel hukuk hükümlerinin uygulanması gerektiği, taraflar arasında kamu hukuku kuralları çerçevesinde yapılan bir işlemin bulunmadığı görülmüştür.
Bu durum karşısında mahkemece, uyuşmazlığın esasına girip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/4612, K. 2012/10671, 15 Haziran 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama