KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/5622 E., 2012/13356 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Eylül 2012
- Mahkemesi
- İzmir Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
410 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İzmir Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 10.02.2011 tarih ve 2010/98-2011/19 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin kuyumculuk sektöründe faaliyet gösterdiğini ve 31.12.1984 tarihinde tescil edilen “Temizocak” ile “Temizocak+şekil” ibareli markaların sahibi olduğunu, davalı şirketin ise gıda perakendeciliği alanında faaliyet gösterdiğini ve 13.04.2010 tarihinde “Temizocak+şekil” ibareli markasını tescil ettirdiğini, davalının markasının, müvekkilinin tanınmış markası ile birebir aynı olduğunu ileri sürerek müvekkilinin markasına yapılan tecavüzün tespiti ile durdurulması ve önlenmesini talep ve dava etmiş, sonraki dilekçe ve beyanlarında, dava konusu markanın davadan sonra davalı tarafından devredildiğini belirterek, davanın devralan kişiye yöneltilmesini istemiştir.
Davalı vekili, iki şirketin faaliyet alanlarının farklı olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, iki şirketin faaliyet alanlarının, birbirleriyle karıştırılamayacak denli ilgisiz olduğu, bu yönden, aralarında marka tecavüzü ve haksız rekabet olanağının bulunmadığı, davalı şirketin faaliyetini, 15.05.2008’den itibaren tescilli marka ile tescil edildiği emtialar dahilinde sürdürdüğü, davacı tarafından sunulan kanıtların, tanınmışlığın ispatı için yeterli olmayıp, markanın tescillendiği değerli taşlar ve kuyumculuk faaliyetlerine ilişkin ürünleri aşarak, yiyecek ve içecek sağlanması hizmetlerini de kapsaması,
bu alanda herhangi bir faaliyeti olmadığı halde bir ayırt edicilik ve koruma sağlamasının mümkün olmadığı, davalının faaliyetinin, davacının kuyumculuk sektöründeki faaliyetine zarar verdiği iddialarının da kanıtlanamadığı, davalının markasının kullanıldığı yiyecek içecek faaliyeti ile davacının tescilli markasını taşıyan emtiasının karıştırılma olasılığının kanıtlanamadığı, emtiaların benzer veya aynı olmadığı, davalının eyleminin, davacıyla bağlantı kurdurma şeklinde olduğuna dair bir kanıtın da bulunmadığı, davacı markasının tanınmışlığı konusunda TPE’nin bir tespiti veya idari bir kararının olmadığı,
davacı açısından Markaların Korunması Hakkında KHK m. 9/1–b-c'deki koşulların oluşmadığı, her ne kadar, davacı tarafından, markayı davalıdan devralan şirkete dava yöneltilmek istenmişse de dava konusunun, markanın hükümsüzlüğü talebine ilişkin olmadığından, müddeabihin temliki sonuçlarının doğmadığı gerekçeleriyle davanın ve davacı talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/5622, K. 2012/13356, 14 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama