KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/6439 E., 2012/13446 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Eylül 2012
- Mahkemesi
- İstanbul 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
548 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 11.11.2010 tarih ve 2007/62-2010/177 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkette bilgisayar mühendisi olarak çalıştığı dönemde davalıya ait araçlar ile kiralık araçların her türlü takibi ve denetimi ile istatistik raporlarının sağlanması için “Motorlu Araçlar Takip Projesi” adlı bir bilgisayar programı yaptığını, programın 3 yıldır kullanılmakta olmasına rağmen müvekkiline herhangi bir ödeme yapılmadığı gibi hiçbir talepte bulunmayacağına dair esasen geçerliliği bulunmayan bir taahhüt alındığını, Türkiye kapsamında uygulamaya konulan bu programın karşılığının müvekkiline ödenmesi gerektiğini ileri sürerek, 60.000 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yetkili mahkemenin şirket genel merkezinin bulunduğu Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi olduğunu, davacının eser sahibi olmadığını, dava konusu bilgisayar programında davacının katkısının teknik yardımdan ibaret bulunduğunu, FSEK'nun 18. maddesine göre mali hakları kullanma yetkisinin müvekkili tüzel kişiliğe ait olduğunu, davacının tüm mali haklarını Beşiktaş 9. Noterliğince tasdik edilen taahhütnameye istinaden müvekkiline devrettiğini, dava konusu programın sadece Ankara ve İzmir illerinde uygulandığını savunarak, öncelikle yetki itirazı hususunda karar verilmesini, takiben davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, dava konusu bilgisayar programının 5846 sayılı Kanun anlamında eser niteliğinde bulunduğu, dinlenen tanığın beyanları ile noterde düzenlenen taahhütname içeriğinden dava konusu programın yaratıcısının davacı olduğunun anlaşıldığı, programın 2003 yılında Ankara ve İzmir İl Telekom Müdürlüklerinde pilot olarak uygulandığının sabit olduğu, dava konusu programın 1.Bölge Müdürlüğü ve ona bağlı İstanbul Yakası İl Telekom Müdürlüğü dışında kullanıldığının da tanık anlatımları ve dosya kapsamından anlaşıldığından davacının tazminat hakkının doğduğu kanaatine varıldığı,
dava konusu programın davalı şirket tarafından sekiz aylık süre ile kullanıldığı ve bilirkişi raporunda sekiz aylık kullanım için programın bakım, onarım ve destek bedeli olarak hesaplanan 8.751 USD karşılığı Türk Lirasının dosya içeriğine uygun bulunduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin ise aşağıda (2) nolu bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Ancak, taraflar arasında imzalanan taahhütname içeriğinden de anlaşılacağı üzere davacı, davalı kurumun sağladığı imkânlarla uyuşmazlık konusu yazılım programını gerçekleştirmiş ve yazılımın işleme, çoğaltma ve yayma haklarından oluşan mali haklarının da davalıya ait olduğu bu taahhütnamede açıkça belirtilmiştir. Söz konusu taahhütname ile davacıya tanınan hak ise, bilgisayar programı ile ilgili bakım, onarım ve destek hizmetini kuracağı veya ortak olacağı firma ile gerçekleştirmek suretiyle elde edeceği gelirden ibarettir. Bu itibarla, mahkemece sadece bilirkişilerce hesaplanan bakım giderine hükmetmek gerekirken somut uyuşmazlıkta uygulama yeri bulunmayan 5846 sayılı Yasanın 68. maddesi uyarınca üç misli tazminata hükmedilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/6439, K. 2012/13446, 17 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama