KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/6567 E., 2012/13625 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Eylül 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
574 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Aydın 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 14.12.2010 tarih ve 2010/186-2010/563 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili asıl ve birleşen dava dilekçelerinde, müvekkilinin parasını davalı bankaya damadı olan dava dışı ... aracılığı ile yatırdığını, ancak daha sonra zaman içinde damadı tarafından kandırılarak parasının tamamının davalı bankanın kusurlu işlemleriyle damadı ve başka kişilere ödendiğini öğrendiğini ileri sürerek, asıl davasında 10.000 DM ile 100 TL alacağın, birleşen davada ise 50.305,73 DM alacağın vadeli mevduata uygulanan en yüksek faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka vekili, müvekkili banka nezdinde ... adına bir hesap açılıp işletildiğini, ancak bu hesabı davacının açmadığını, hesabı açtıran kişinin ... olduğunu, bu şahsın ise davacının damadı olup, davacının iyiniyetli olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı BDDK-TMSF vekili, hesabı davacının açmadığını ve banka kayıtlarında da davacıya ait bir mevduat sözleşmesi bulunmadığını, hesaba ... tarafından yatırılmış paraların yine bu şahıs tarafından çekildiğini, davacının hesap kartonunu imzalayarak paranın kendi adına bir hesaba konulmasını bankaya bildirmeden parayı kullanamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, 1188994 nolu DTH'nin ilk tesisinden itibaren ortak hesap sözleşmesi düzenlenmemiş ise de tüm işlemlerin dava dışı ... tarafından yürütüldüğü, mudi görünümünde olan davacının hiçbir işlemde imzasının ve yazılı talimatının bulunmadığı, bu hali ile davalı bankaya kusur izafe edilemeyeceği, 1094486 nolu hesaptan ise imzasız tediye fişi ile çekilen meblağdan davalı TMSF'nin sorumlu olduğu gerekçesiyle, asıl davanın reddine, birleşen dava yönünden 3.650 DM'nin 18.08.1998 tarihinden itibaren işleyecek devlet bankalarının DM bazındaki 1 yıllık vadeli mevduata verdiği en yüksek faizi ile birlikte davalı TMSF'den tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince. Dava, mevduat sözleşmesine dayalı hesapta bulunan paranın iadesi istemine ilişkindir. Mahkemece uyulmasına karar verilen Dairemizin 2009/1119-9441 E.K. sayılı ilamında, uyuşmazlığın çözümünün 1188994 nolu DTH'nın müşterek hesap olup olmadığının belirlenmesine bağlı bulunduğu, bu itibarla anılan hesabın ilk oluşumundan itibaren seyrinin incelenerek sonucuna göre hesabın niteliğinin tespit edilmesi gerektiği açıklanmıştır.
Bozma sonrası alınan ve hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunda, bozma ilamında belirtilen 1188994 nolu hesap ile bu hesaba kaynaklık eden önceki tarihli tüm hesapların ortak hesap sözleşmelerinin bulunmadığı, ancak bu hesaplardaki tüm işlemlerin dava dışı ... tarafından yürütüldüğü, mudi görünümünde olan davacının hiçbir işlemde imzasının olmadığı, dolayısıyla davalı bankaya kusur izafe edilemeyeceği belirtilmiştir.
O halde, bahse konu 1188994 nolu hesabın müşterek hesap olmadığı ve bu hususun mahkemenin de kabulünde bulunduğu anlaşıldığına göre artık bu hesaptaki işlemlerin dava dışı ... tarafından gerçekleştirildiği gerekçesiyle davalı bankanın meydana gelen zarardan sorumlu olmadığının kabulü mümkün değildir.
Bu itibarla, mahkemece dava dışı kişi tarafından çekilen davacıya ait para nedeniyle davalı bankanın sorumlu olduğunun kabulü ile oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/6567, K. 2012/13625, 19 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama