KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/6788 E., 2012/14006 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Eylül 2012
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
559 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 21/09/2010 tarih ve 2008/303-2010/232 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 1993 yılından beri kullandığı ve 7.4.1995 tarihinde belli ürünler için tescil ettirdiği “NATURLAND” markasının aynısını davalının 7.4.1997 tarihinde tescil ettirerek çeşitli ürünlerde kullanmaya başladığını, davalının müvekkilinin Türkiye’de ve Avrupa’da tanıttığı bu markadan yararlanmak, haksız kazanç sağlamak amacı güttüğünü, 556 sayılı KHK.nin 7/1,8/4, Paris Sözleşmesi’nin 6 ncı maddesi 1 nci mükerrer ve 2. mükerrer madde hükümleri uyarınca bu markanın kullanma ve tescil hakkının müvekkiline ait olduğunu ileri sürerek, markanın müvekkili adına tesciline, davalı adına yapılan tescilin iptaline ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacıya ait Naturland markasının ilgili sektörde tanınmış marka olduğu, davalı markası kapsamında yer alan tüm ürünlerin davacının markasının ilişkin olduğu ve fiilen kullanıldığı mal ve hizmetlerle bağlantılı olup davalı kullanımının haksız yararlanma doğurduğu gerekçesi ile davalı şirket adına tescilli 1997/184930 kod nolu NATURLAND markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
Kararı davalılar vekilleri temyiz etmiştir.
Davacı 1995/159565 sayı ile adına tescilli marka hakkına dayalı olarak iş bu davayı açmıştır. Davacı aynı zamanda söz konusu markanın tanınmış marka olduğunu ileri sürerek davalı adına farklı sınıfta tescilli bulunan dava konusu 1997/184930 sayılı markanın hükümsüzlüğünü de talep etmiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucu alınan bilirkişi raporunda davacının markasının 43/2. sınıf tatil köyü hizmetleri üzerinde kullanılmak suretiyle 556 sayılı KHK'nın 8/4. maddesi anlamında tanınmış marka haline getirildiği mütalaa edilmiş, mahkemece de benimsenen bilirkişi raporu uyarınca 556 sayılı KHK'nın 8/4. maddesi uyarınca davalı markasının farklı sınıflarda tescilli bulunmasına karşın tescilli olduğu ürünler üzerinde kullanılmasının davacı markasının tanınmışlığından haksız yarar sağlayacağı ve ayırtedicilik vasfına zarar vereceği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
556 sayılı KHK'nın 8/4. maddesi uyarınca bir markanın toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği veya ayırdedici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumda farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile sonraki tescil başvurusunun reddedilmesi ve tescil gerçekleşmiş ise aynı KHK'nın 42/1-b uyarınca hükümsüz kılınabilmesi için öncelikle anılan markanın tanınmışlık düzeyine ulaşmış bulunduğu mal veya hizmet sınıfı için TPE nezdinde tescilli olması gereklidir.
Ayrıca, aynı TPE yazısında davacı markasının hükümden düştüğü ve yine temyiz dilekçesine ekli belge örneğinden de anılan markanın davacı dışındaki Eko – Ekolojik AŞ adına tescilli olduğu anlaşılmaktadır. Davacının tescilli marka hakkına ve tanınmışlık iddiasına dayalı olarak hükümsüzlük talep edebilmesi için marka sicilinde de adına tescilli kaydın dava sonuçlanıncaya kadar mevcut olması gerekir.
Bu bakımdan öncelikle davacının dayandığı 1995/159565 sayılı marka tescil belgesinin TPE'den getirtilerek davacının marka hakkı sahibi olup olmadığının belirlenmesi ve yine bu markanın kapsadığı mal ve hizmetler içinde 43/2 alt grup hizmetin bulunup bulunmadığının araştırılmasından sonra 556 sayılı KHK'nın 8/4. maddesi kapsamında inceleme yapılarak sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiş hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/6788, K. 2012/14006, 21 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama