KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/6920 E., 2012/14013 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Eylül 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
500 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 09/12/2010 tarih ve 2009/155-2010/688 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 12.08.2008 tarihinde davalı şirkete ait uçakla Paris - Casablanca aktarmalı olarak İstanbul - Laayoune yolculuğunu gerçekleştirdiğini, yolculuğun Casablanca - Laayoune kısmının davalı şirket aracılığıyla temin edilen dava dışı Rolay Air Maroc Hava Yolları'na ait uçakla gerçekleştirildiğini ve bu yolculuk sırasında bavullarının uçaktan çıkmadığını, her iki firmaya durumun bildirilmesine rağmen müvekkili ile ilgilenilmediğini, müvekkilinin kaybolan bavulda ilaçları bulunduğundan sıkıntı yaşadığını, tüm giysilerinin ve kişisel eşyalarının kaybolan bavulun içinde bulunduğunu, iş bağlantıları yapamadığını,
Türkiye'deki müşterileri nezdinde ticari itibarının zedelendiğini ileri sürerek müvekkilinin uğramış olduğu gerçek zararın ve davalının sorumlu olduğu miktarın tespit edilerek 5.000 TL maddi, 20.000 TL manevi tazminatın olayın meydana geldiği tarihten itibaren yürütülecek en yüksek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, 28.05.1999 tarihli Montreal Sözleşmesi'nin olaya uygulanması gerektiğini, anılan sözleşmenin 22/2. maddesi uyarınca yolcunun bagaj ile ilgili özel bir menfaatinin bulunduğunu beyan etmediği durumlarda hava yolu firmasının sorumluluğunun 1000 özel çekme hakkıyla sınırlandırıldığını ancak isteminin fahiş olduğunu ayrıca manevi tazminat istenemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının kaybolan bavulunda bulunduğu iddia edilen ürünlerle ilgili zararının 2.570 EURO ve ürünlerin toplam ağırlığının 9.65 kg olduğunun tespit edildiği, buna göre davacının gerçek zararının davalının sınırlı sorumluluk miktarını aştığı için Varşova Konvansiyonu'nun 22. maddesi uyarınca maddi tazminat bakımından sınırlı sorumluluk şartlarından yararlanması gerektiği, karar tarihindeki SDR kuru dikkate alındığında da (1.SDR = 2.2883 TL'dır) davalıdan istenebilecek tazminat tutarının 2.288,30 TL bulunduğu,
ayrıca davacının iddia ettiği aksamaların davacıda olumsuz duygu ve sarsıntı yarattığı için manevi zarar oluşturduğu, bu manevi zararları ile davalının sözleşmeye aykırı davranışı arasında bir nedensellik bağının bulunduğu gerekçeleri ile (2.288,30.TL) maddi tazminat ile (5.000,00.TL) manevi tazminatın 13.08.2008 olay tarihinden itibaren yürütülecek yasal faiziyle birlikte davacı yararına davalıdan tahsiline, fazla istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak, sözleşmeye aykırılık nedeni ile manevi tazminat istenebilmesi için davalının eylemi sonucunda davacının kişilik haklarının ihlal edilmesi gerekmektedir.
Somut olayda davacı valizinin kaybolması nedeni ile sıkıntılar yaşadığını ileri sürmüş ise de bu kayıplar sonrası yaşandığı ileri sürülen davacı iddialarının kişilik haklarının ihlaline neden olacağının kabulü mümkün bulunmamaktadır. Bu itibarla davacı lehine manevi tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiş hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/6920, K. 2012/14013, 21 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama