KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/7036 E., 2012/14286 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Eylül 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
441 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 04/11/2010 tarih ve 2010/3-2010/635 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasındaki sözleşme gereğince, davalıların işlettiği tıp merkezinin, uygunluk belgesi ve demirbaşlarının 15 gün içerisinde davacı şirkete devri konusunda anlaşmaya varıldığını, devir bedelinin 435.000,00TL olarak kararlaştırıldığını, bunun 175.000,00TL'sinin devredenlerin kira borcuna karşılık 15/08/2009 tarihinden başlamak üzere aylık taksitler halinde kiralayana ödeneceğini, geri kalan 250.000,00TL sinin ise 20/01/2010 tarihinden başlamak üzere aylık 10.000,00TL taksitlerle devredenlere ödeneceğini, ayrıca 10.000,00TL de peşinat verildiğini, ödenecek taksitler için senet düzenlendiğini,
sözleşme hükümlerine göre devredenlerin bu sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmedikleri takdirde alıcının zarar ve ziyanının karşılanacağını ve senetlerin iade edileceğini, demirbaşların belirtilen tarihlere kadar devralana teslim edilmemesi halinde 435.000,000TL cezai şart ödenmesinin kabul edildiğini, davalıların edimlerini yerine getirmediğini, bu nedenle davacı lehine doğan cezai şartın tahsili için davalılar aleyhine ilamsız takibe geçildiğini,
borca itiraz üzerine takibin durduğunu belirterek takibe itirazın şimdilik 50.000,00TL'lik kısmın iptali ile alacağın %40'ı üzerinden icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davalı vakfın, diğer davalı şirketten ayrı tüzel kişiliğe sahip olması ve takibe dayanak sözleşmede, davacı şirket ile karşılıklı edimlerinin bulunmaması nedeniyle davalı vakfa husumet yöneltilemeyeceğini, davalı şirket yönünden ise davacı şirketin sözleşme bedeline ilişkin ödeme edimini tam olarak yerine getirmediğini, cezai şart isteminin haksız ve kötü niyetli olduğunu, davalı şirketin mali açıdan sıkıntıda olması ve hakkında icra takiplerinin başlatılması ve haciz baskısı ile muzayaka halindeyken sözleşmenin aktedilmesi nedeniyle sözleşmedeki edimler arasında aşırı derecede oransızlık bulunduğunu,
sözleşmenin BK 20,21 ve 24. maddeleri uyarınca hukuken geçerliliği bulunmadığını, sözleşme bedeli kadar cezai şart isteminde bulunulmasının çok fahiş olduğunu, belirterek davalı vakıf yönünden davanın husumetten ve esastan, davalı şirket yönünde esastan reddini istemiştir
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacı vekilinin 04/11/2010 tarihli duruşmada davacı şirketin devredenlere 10.000,00TL nakit ödeme yaptıktan sonra 15.08.2009 tarihinden sonraki ödemeleri yapmadığını beyan etmesi karşısında kendi edimini yerine getirmeyen davacı şirketin, karşı tarafın edimini yerine getirmesini isteyemeyeceği, cezai şart talebinin yerinde olmadığı belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/7036, K. 2012/14286, 25 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama