KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/8484 E., 2012/11595 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Temmuz 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
446 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ereğli(Konya) 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 02.11.2010 tarih ve 2007/419-2010/580 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalı ... İşçisel vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalılardan ...’in müvekkilinden vekaletname aldığını ve bu vekaletname ile müvekkiline ait taşınmazı davalı ... tarafından kullanılan krediye teminat olmak üzere ipotek verdiğini, müvekkiline ait evin değeri ile ipotek bedeli arasındaki fark dikkate alındığında ipotek akdinin geçerli olmadığının anlaşıldığını ileri sürerek, söz konusu ipotek işleminin iptaline, tapu sicilinden fekkine ve müvekkilinin bankaya olan borçtan sorumlu bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar ve vekilleri, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ve davalı ... hakkında davalı Banka tarafından başlatılan icra takiplerinin davalı ... tarafından kapatıldığı, bu şekilde davalı Banka'nın herhangi bir alacağının kalmadığı ve davanın konusuz kaldığı ancak davanın açılmasına davalı tarafın sebebiyet verdiği gerekçesiyle, davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, harç ve vekalet ücretinden ise davalıların müteselsilen sorumluluğuna karar verilmiştir.
Kararı, davalı ... vekili ve katılma yoluyla davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, menfi tesbit ve ipoteğin fekki istemine ilişkin olup, yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davacı taraf vekili ipotek tesisi hususunda davalı ...'a vekâlet verilmediği halde müvekkiline ait gayrimenkul üzerine ipotek tesis edildiğini ve tüm davalıların el birliği içinde olduklarını ileri sürerek işbu davayı açmıştır.
Davacı, her üç davalının el ve işbirliği içinde hareket ettiğini, kendisinin ipotek tesisi için rızası bulunmadığını, bu amaçla vekâletname vermediğini genel vekâletname verdiğini ileri sürmüştür. Ancak mahkemenin de kabulünde olduğu üzere davacının, davalı ...'a verdiği vekâletnamesinde, ipotek tesisi hususunda yetkinin bulunduğu anlaşılmaktadır. Dava sırasında kredi borçlusu davalı ...
İşçisel ipoteğin tesisine neden olan kredi borcunu ödediğini ileri sürmüş, mahkemece de kredi borcunun ödendiği kabul edilerek hüküm tesis edildiği halde banka bu açıdan kararı temyiz etmemiştir.
Bu durumda davacının ödeme veya başka bir sebeple borçlu olmadığını ileri sürmeyip ipotek aktinin hükümsüz olması nedeniyle alacaklı tarafından ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan takipte borçlu olmadığının tesbitini talep ettiği ve davalı Banka’nın da halen dahi ipoteği kaldırmadığı göz önüne alındığında, davanın konusuz kaldığına hükmedilmesi doğru olmamış, kararın mümeyyiz taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre taraf vekillerinin yargılama giderlerine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/8484, K. 2012/11595, 2 Temmuz 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama