KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/875 E., 2012/7678 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Mayıs 2012
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
350 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Kastamonu Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03/11/2010 tarih ve 2009/1016-2010/1663 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı tarafından müvekkili aleyhine icra takibi başlatıldığını, icra takibine dayanak olarak müvekkilinin kiracısı olduğu evin çatısının yanması sebebiyle ev sahibine yapılan ödemenin gösterildiğini, ancak müvekkilinin sigorta bedeline konu çatısı yanan evde oturmadığını, gerçek kiracı cezaevinde olduğu için onun yerine imzalayan kişi olduğunu, bu nedenle çatının yanmasında bir kusurunun bulunmadığını, ayrıca evde oturan kişiler ile müvekkilinin çatıyı yeniden yaptırdıklarını ileri sürerek, davacının Kastamonu 2. İcra Müdürlüğünün 2009/3424 esas sayılı dosyasına konu alacak nedeniyle borçlu bulunmadığının tespitini ve % 40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, sigorta tazminatının ödenmiş olduğu gerçeği karşısında yangında zarar gören yerin onarımının yapıldığı gibi gerekçelerin müvekkiline karşı ileri sürülemeyeceğini, davacının, davayı açmadan önce icra dosyasına verdiği beyanda borcu kabul ederek ödeme taahhüdünde bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, yangın sonucu oluşan zararın icra takibinden önce davacı ve davacı yararına olmak üzere üçüncü kişiler tarafından tamamen giderildiği, sigorta ilişkisi halefiyete dayandığı için davacının aynen tazmin olgusunu asıl alacaklıya karşı ileri sürebileceği gibi asıl alacaklının halefi olan davalıya karşı da ileri sürebileceği, zararın takipten önce giderildiği davalı tarafından bilinebilecek bir durum olmadığından davalının kötü niyetinden söz edilemeyeceği gerekçesiyle, davanın kabulüne, davacının icra takibinin dayanağını teşkil eden vakıadan dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, icra inkar tazminatı talebinin ise reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/875, K. 2012/7678, 14 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama