KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/8986 E., 2012/15416 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Ekim 2012
- Mahkemesi
- İzmir Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
431 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İzmir Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 05/04/2011 tarih ve 2011/43-2011/74 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin münhasır lisans sahibi olduğu “Converse” ve “Converse Allstar” markalarının TPE nezdinde tescilli tanınmış bir marka olduğunu, davalının işyerinde bu markaların taklidini taşıyan spor ayakkabıları sattığını, davalı hakkında İzmir 1. Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesi’nce markaya tecavüz suçundan mahkumiyet kararı verildiğini, davalının eyleminin, müvekkili firmanın markadan doğan haklarına zarar verdiğini ve itibarını zedelediğini ileri sürerek, 3.000 TL manevi tazminatın ticari faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, kendisinin memur olduğunu, babasının rahatsızlığı nedeniyle kısa süre dükkânında kendisine yardımcı olduğunu, sattığı ayakkabıların, Converse markalı ürünler olmadığının, tüketiciler tarafından kolaylıkla anlaşılabileceğini, hatta bu ürünü alan tüketicilerin, Converse marka ürünler olmadıklarını bile bile aldıklarını, dolayısıyla bu durumda bir itibar kaybının da söz konusu olamayacağını, ayrıca ceza mahkemesince verilen kararın da henüz kesinleşmediğini ve bu kararın kesinleşmesinin beklenmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, TPE’den gelen marka tescil belgelerinden davacı markasının geçerli olduğu ve tanınmış bir marka olduğunun anlaşıldığı, davalının markaya tecavüz eyleminin, 1. FSHCM’nin kararından anlaşıldığı, kararda atıf yapılan suç tespit tutanağı, emanet kayıtları ve 556 Sayılı KHK’nin 61. maddesi uyarınca davalının, markayı izinsiz olarak taşıyan malları satma, satışa sunma, ticari olarak bulundurma eylemlerinin, marka tecavüzü niteliğinde olduğu,
ceza mahkemesinin, davalıya, eylemi nedeni ile mahkûmiyet kararı verdiği ve taklit ayakkabıların da zoralımına hükmettiği, ayakkabıların taklit markalı olduklarının, bilirkişi raporu ile de sabit olduğu, bu bakımdan, tecavüz olgusu ile ilgili ayrı bir teknik incelemeye gerek görülmediği, 556 Sayılı KHK’nin 62/b maddesi uyarınca, davacı marka sahibi ve lisans sahibinin manevi tazminat isteme hakkı bulunduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile 3.000 TL manevi tazminatın ticari faiziyle birlikte davalıdan alınmasına karar verilmiştir.
Kararı, davalı temyiz etmiştir. Dava, markaya tecavüz iddiasına dayalı manevi tazminat davasıdır. Somut uyuşmazlıkta mahkemece, İzmir Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesi'nin, davalının mahkumiyetine dair ceza dosyası ve bu dosyada alınan bilirkişi raporu esas alınarak karar verildiğine göre, ceza mahkemesinin mahkumiyet kararının hukuk mahkemesini bağlayacağı nazara alınarak, mahkemece ceza mahkemesince verilen kararın kesinleşmesinin beklenilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/8986, K. 2012/15416, 8 Ekim 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama