KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/9063 E., 2012/16643 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Ekim 2012
- Mahkemesi
- ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
500 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Çorlu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24/02/2011 tarih ve 2009/432-2011/61 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin Türk Silahlı Kuvvetlerinden 30.08.1975 tarihinden re'sen emekli edildiğinin 08/09/1982 tarihine kadar emekli sandığına bağlı olarak hizmet verdiğini, iş bu hizmetleri sebebi ile emekli edilmesine bağlı olarak müvekkilinin hak etmiş olduğu ikramiyesinin Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı'nın 23/01/1984 tarih ve 8/64 muh sayılı işlemi ile 129.600 TL olarak hesaplandığını ve Ziraat Bankası Çorlu Şubesi'ne müvekkili adına yatırıldığını, ancak SGK Başkanlığı'nca yapılan hesaplama işleminden ve paranın gönderilmesinden müvekkilinin haberdar olmadığını,
daha sonraki bir tarihte kurum ile yapılan yazışma sonucu alacaktan haberi olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 8.000 TL tutarındaki alacağın müvekkili adına davalı Banka şubesine paranın yatırıldığı tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ve dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek mevduat faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın zamanaşımına uğradığını savunarak haksız ve hukuki dayanaktan yoksun açılan davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının hak etmiş olduğu ikramiyesi SGK Başkanlığı'nca 23/01/1984 tarih ve 8/64 muh sayılı işlem ile 129.600 TL olarak hesaplanıp davacı adına Ziraat Bankası Çorlu Şubesi'ne gönderildiği, paranın gönderildiğinden davacı haberdar edilmemiş olduğundan bu davanın açıldığı, davalı taraf her ne kadar zamanaşımı süresinin dolduğunu beyan etmiş ise de bankalar kanunda yapılan değişiklik ile alacakların 10 yıl sonunda zamanaşımına uğramasının bankaca gerçekleştirilecek ilanen tebligat koşuluna bağlandığı,
davalı bankanın böyle bir tebligat yapmadığından zamanaşımı itirazının reddi ile bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabülü ile 1.24 TL'nın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- HUMK’nun 21.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5219 sayılı Kanun ile değişik 427/2. madde hükmüne göre hüküm tarihi itibariyle miktar veya değeri 1.540,00 TL’nı geçmeyen taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar kesindir.
Somut olayda, mahkemece 24.02.2011 tarihinde kısmen kabul kararı verilerek, 1.24 TL’nın hüküm alınmasına karar verilmiş olup, söz konusu miktarın, hüküm tarihi itibariyle, yukarıda anılan kanun hükmü uyarınca, temyiz sınırının altında kaldığı anlaşıldığından, kararın temyizi kabil olmayıp, davalı vekilinin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/9063, K. 2012/16643, 18 Ekim 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama