KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/929 E., 2011/4871 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Nisan 2011
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
742 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 09.10.2008 gün ve 2007/205 - 2008/204 sayılı kararı onayan Daire’nin 04.11.2010 gün ve 2009/766 - 2010/11259 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, 2985 sayılı Kanun uyarınca 1984 yılında kurulmuş özel bütçeli, kamu tüzel kişiliğini haiz, yaptığı iş ve işlemler devlet garantisinde bulunan müvekkili kurumun “T.C.BAŞBAKANLIK TOKİ TOPLU KONUT İDARESİ BAŞKANLIĞI+şekil” ibareli 37. sınıf hizmetleri içeren 29.05.2006/19520 sayılı marka ile yine “T.C.
BAŞBAKANLIK TOKİ TOPLU KONUT İDARESİ BAŞKANLIĞI+şekil” ibareli 1-45. sınıf mal ve hizmetleri içeren 06.04.2007/18371 sayılı marka tescil başvurularının sahibi olduğunu, bunun yanında TOPLU KONUT tanıtıcı işareti ile kuruluşundan bu yana gerçekleştirdiği iş ve işlemlerle bu meyanda ülke çapında gerçekleştirdiği projelerle bilinen ve maruf ve meşhur bir marka haline geldiğini, bu ünden haksız olarak yararlanmak isteyen davalı şirketin TOPLU KONUT ibaresini 35, 36 ve 37.sınıf hizmetleri içerecek biçimde 08.12.2005 tarihinde adına tescil ettirdiğini,
bunun yanında “www.toplukonut.com.tr" isimli alan adını alıp içeriğinde toplum nezdinde yanlış kanı uyandıracak ve devlet garantisi altında gayrimenkul işleri yaptığı izlenimini vererek haksız rekabet yaratıcı ve marka haklarına zarar verici eylemlerde bulunduğunu, bu internet adresini ve web sitesini görenlerin bu hizmetlerin müvekkili idare tarafından verildiği biçiminde bir yanılgıya düşme ihtimallerinin bulunduğunu, ayrıca TOPLU KONUT tanıtıcı işareti ile gazete ve dergilerde ilânlar verdiğini, bu fiiller nedeniyle müvekkili kurumun ticarî kişisel varlığının,
bu meyanda itibarının zarara uğradığını ileri sürerek davalıya ait 2005/53040 sayılı markanın iptaline, davalının haksız rekabet hükümlerine aykırı olarak müvekkilinin marka hakkına vaki tecavüzünün önlenmesine, müvekkilinin zedelenen itibar ve güveni sebebiyle 50.000,00 YTL manevi tazminatın faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, marka hukukunda geçerli bulunan tescilde öncelik ilkesi uyarınca, davacının hükümsüzlüğünü istediği markanın tescil tarihinden sonra, kendi adına tescil ettirdiği markalara dayanarak davalının 2005/53040 sayılı markasının hükümsüzlüğünü istemesinin mümkün bulunmadığı, bu nedenle davacının 2006/19250 sayılı marka ile 2007/18371 sayılı markalarına ve 556 sayılı KHK’nin 7/b ve 8/b. madde hükümlerine dayanarak davalı markasının hükümsüzlüğünü sağlayamayacağı, ancak özel bütçeli de olsa kamu tüzel kişiliği haiz bulunan kurumların da önceye dayalı hak sahipliğinden kaynaklanan nedenlerle 556 sayılı KHK’nin 8/3 ve 8/5. maddesi hükümlerine dayanarak üçüncü kişilere ait markaların hükümsüzlüklerini talep edebilecekleri, öte yandan kamu kurumu niteliğindeki
kuruluşların isimlerinin marka olarak tescilinin 556 sayılı KHK’nin 7. maddesi uyarınca mümkün bulunmadığı, diğer yandan kamu kurumu şayet ticarî faaliyette bulunuyor ise adı, 556 sayılı KHK’nin 8/5. maddesinde tanımlandığı gibi, bu adın ayrıca koruma altında bulunduğu, davacının faaliyetinin gayrimenkul ve konut sektörüyle ilgili olarak davalının gerek kuruluş tarihinden ve gerekse marka tescilinden önce TOPLU KONUT olarak anılır hale geldiği, yani anılan hizmet türünün davacı idareye bağlandığı, anılan ibare kullanıldığında veya duyulduğunda davacı kurumun akla geldiği,
anılan ibarenin tescilsiz kullanımı niteliğinde bulunduğu ve ayırt edici nitelik kazanan bir işaret olduğu, bu nedenle anılan işaretin, hem tescilsiz işaret olarak 556 sayılı KHK’nin 8/3 ve ticaret yapan kurum adı olarak 8/5. madde hükümleri, hem de Türk Ticaret Kanunu’ nun haksız rekabete ilişkin 56 ve devamı madde hükümleri uyarınca koruma altında bulunduğu, diğer yandan, Türk Medenî Kanunu’nun 2.maddesi uyarıca, Türkiye’de hem de bir kamu kurumu tarafından kullanıldığını bildiği,
tescilli bir marka olmasa da geniş halk kesimlerine ulaşmış bir işaretin (markanın), aynısı veya benzerinin, haklı bir neden olmaksızın ve geçerli bir mazereti bulunmaksızın, adına tescil ettiren kişinin amacının, bu tanınmış işaretten haksız yarar sağlamak olduğunun kabulünün gerektiği, yani davalının bu tescilinin, haksız ve kötü niyetli olduğu,
bunun yanında, davalının kendi markasal kullanım hakkının kapsamını aşacak bir faaliyetininde bulunmaması karşısında davalının anılan eylemleri nedeniyle haksız rekabet ve marka hakkına tecavüz yarattığından söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı adına tescilli 08.12.2005 gün ve 2005/53040 sayılı markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine, sair istemlerin reddine dair verien kararın taraf vekillerince temyizi üzerine karar Dairemizce onanmıştır.
Davacı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/929, K. 2011/4871, 22 Nisan 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama