KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/9297 E., 2012/16196 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Ekim 2012
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Vekili
- Av. ... Dirliktutan
- Müdahiller
- 1-...
Karar Metni
644 kelime·3 dk okuma·2 bölüm
2-... 3-... 4-... 5-H...... 6-... 7-...
VEKİLİ
Av. A....... 8- ... 9- ... 10-... 11-... Dirlik....... 12-... 13-... 14-... 15-... 16-Ya........ 17-... 18-... 19-... 20-... 21-... 22- ...
VEKİLİ
Av. E.......
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 01/02/2011 tarih ve 2010/34-2011/12 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve müdahiller tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi C......... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: .../...
s/2
Davacı, kendisinin Ankara Barosunda kayıtlı avukat olduğunu, Ankara Barosu mensubu avukatların ve Ankara Barosu Başkanlığının geliştirmiş ve yaygınlaştırmış olduğu “Barokart” ibaresi ile kartlı sistemin kullanılmaya başlandığını, davalının Barokart ibaresi kendi adına tescil ettirdiğini, gerçek hak sahipliğinin öncelikle markayı ortaya çıkaran ve maruf hale getirenin olduğunu, davalının tescil ettirdiği ibarenin asıl unsurun Baro olduğu ve bu ibareninde neyi ifade ettiğinin gayet açık olduğunu, davalı tarafından ibarenin kendisi için ticari değer oluşturabilecek şekilde haksız yere ve kötü niyetle elde edildiğini ileri sürerek, davalı adına tescilli Barokart ibareli markanın hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının husumet ehliyetinin bulunmadığını, davada aktif dava ehliyetinin zarar gören kişilere ait olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Müdahiller, Barokart ibaresinin davalı tarafından haksız ve kötüniyetli olarak tescil edildiğini ve davalı adına tescil olunan markanın hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini talep etmişlerdir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, 556 sayılı KHK'nın 8/3 maddesine dayalı açılan markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkinine yönelik bu davada aktif dava ehliyeti, zarar gören kişilere, cumhuriyet savcılarına ve ilgili resmi makamlara ait olduğu, hükmün tahdidi olmadığı,
zarar gören kişinin zarara uğrayan veya uğrama tehlikesi altında bulunan, herhangi bir gerçek veya tüzel olabileceği, bu olayda zarar gören kişi veya tüzel kişinin Ankara Barosu Başkanlığı olup kartı kullanan davacıların kullanımının 556 sayılı KHK kapsamında marka kullanımı olmadığı,davacıların kullanıma dayalı hak iddiaları 556 sayılı KHK kapsamında açıklanan kullanım hakkı kapsamına girmeyeceği, bu nedenle asli müdahillerin dava açma hakları bulunmayacağı,
ayrıca bir kısım asli müdahilin açtığı davanın 3 aylık sürede yenilenmemiş veya bu sürede yenileyenlerin de 1 aylık süreyi geçirdikleri için yenileme harcı yatırmaları gerekirken yenileme harcını yatırmamaları nedeniyle usulüne uygun bir yenileme olmadığı gerekçesiyle, asli müdahil ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...
Dirliktutan, ..., ..., ..., ..., ...'nun açtıkları davaların HUMK 409/5 maddesi gereğince açılmamış sayılmasına, davanın davacının ve asli müdahillerinin aktif dava ehliyeti olmaması ve aktif dava ehliyeti olmayan davacının açtığı davaya asli müdahil de olunamayacından davanın davacı ve her bir asli müdahil yönünden ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı ve müdahiller temyiz etmiştir. 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. ..../...
s/3
2-Müdahillerin talebi davacı yanında feri müdahale talebi niteliğinde olup buna uygun olarak da her biri sadece başvurma harcı yatırmış olmakla, dilekçelerinde taleplerini asli müdahale olarak belirtmeleri sonuca etkili değildir. Bu nedenle mahkemece, müdahale taleplerinin niteliği konusunda hataya düşülerek davacı yanında davaya katılanların asli müdahil kabul edilerek 1086 sayılı Yasa'nın 57. maddesi hükmü hilafına bir kısım katılanlar hakkında davanın açılmamış sayılmasına,
bir kısım katılanlar bakımından ise husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığı gibi aynı Yasa'nın 420. maddesine aykırı olarak sadece yaptıkları müdahale masraflarının üzerlerinde bırakılması ile yetinilmesi gerekirken aleyhlerine bakiye harç ve vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamış, mümeyyiz katılanların bu yöne ilişkin temyiz istemlerinin kabulü ile hükmün mümeyyiz katınların lehine bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Davacı · 21,15 H · 18,40 PH · 02,75 BK · 02/11/2012-mtl
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/9297, K. 2012/16196, 15 Ekim 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama