KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/931 E., 2012/8830 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Mayıs 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
382 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Marmaris 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24/03/2010 tarih ve 2009/42-2010/129 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında kredi karşılığı ödünç sözleşmesi imzalandığını, kredinin konusu olan genel kredi sözleşmesinin bu protokolün eki olduğunu, müvekkili şirketin ödünç veren, davalı şirketin ise ödünç alan olduğunu, ödünç alan davalı şirketin finans sıkıntısını aşmak amacıyla, müvekkili şirketin kredibilitesinden yararlanarak 1.000.000,00-TL ödünç almış olduğunu, ancak ödünç alan davalı şirketin ödünç aldığı kredinin geri ödenmesi hususunda temerrüde düşmüş olduğunu ileri sürerek müvekkili şirketin davalı şirkete ait tesis üzerinde %50 işletme ortağı olarak tespitine,
mahkemenin uygun göreceği bir mali müşavirin kayyım olarak atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiş; ıslahla kayyım atanması talebinden vazgeçerek müvekkili şirket yetkilisi Hıdır Yıldız’ın veya kendisinin yetkili kılacağı bir kişi ile müvekkili şirketin iki muhasebe elemanının davalıya ait tesiste %50 kâr ortağı olarak alacaklarını muhafaza etmek üzere görevlendirilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacı şirket tarafından bankadan çekilen kredi için banka lehine ipotek tesis edildiğini, bu ipoteğin davacının tüm zararlarını karşılayacak nitelikte olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamı ve toplanan delillere göre, şirket alacaklılarının koşulları varsa limited şirketin feshini talep edebileceği, mevcut davada şirketin feshinin istenmediği, şirkete kayyım atanması talebinde bulunulduğu, kayyımın tarafları ile menfaat çatışması olmayan kişilerden seçilmesi gerektiği, davacı ile davalı arasında menfaat çatışması olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacı vekilinin dava dilekçesinde davalı şirkete kayyım atanması talebinde bulunduğu, ancak 20/05/2009 tarihli ıslah dilekçesiyle bu talebinden vazgeçerek müvekkili şirket yetkilisi .....'ın veya kendisinin yetkili kılacağı bir kişi ile müvekkili şirketin iki muhasebe elemanının davalıya ait tesiste %50 kâr ortağı olarak alacaklarını muhafaza etmek üzere görevlendirilmesine karar verilmesini istemiş olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin bu talebi değerlendirilmeden ve davalı şirketin anonim şirket olduğu gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/931, K. 2012/8830, 24 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama