KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/9327 E., 2012/16709 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Ekim 2012
- Mahkemesi
- FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
356 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 31/03/2011 tarih ve 2010/17-2011/83 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 19.08.2008 tarihinde devraldığı P-ARAF ibareli 18, 25 ve 35. sınıf mal ve hizmetleri içeren markanın sahibi olduğunu, markanın, 2002 yılından bu yana özellikle iç çamaşırı, mayo, bikini, pijama ve çorap emtialarının piyasaya sunumunda kullanıldığını, davalı şirketin müvekkilin izni olmaksızın PARAF ibareli tanıtım işaretini mağaza vitrin ve tabelalarında, tanıtım malzemelerinde, www.parafgiyim.com.tr, www.hatipoğlugiyim. com, www.dijimecmua.com ibareli alan adlarıyla oluşturulan web siteleri aracılığıyla internet ortamında ve iş evrakında kullandığını,
davalının PARAF ibareli 25. sınıf ürünleri içeren marka tescil başvurularının, müvekkilinin markası mesnet alınarak reddedildiğini, ileri sürerek davalının tecavüzünün men'i ve giderilmesi ile ref'ine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, ticaret unvanı Paraf Giyim İç ve Dış Tic. Ltd. Şti. biçiminde olan müvekkili şirketin, 10.04.2002 tarihinde Ticaret Siciline tescil olunup, tescil ve kuruluşun 15.04.2002 tarihinde ilan edildiğini, müvekkilinin kullandığı işaretin PARAF biçiminde iken, davacının markasının “P-ARAF” biçiminde olduğunu, bu haliyle iltibas oluşturmasının mümkün olmadığını, müvekkilinin bu marka ile 2002 yılından bu yana ticarî faaliyette bulunduğunu ve markayı maruf ve meşhur hâle getirdiğini, belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve bilirkişi raporuna göre, davalının ticaret unvanının ticaret sicilinde tescilli olduğu zaman zarfında kullanımının davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet yarattığından söz edilemeyeceği, davacının uzun süre sessiz kalması sonucunda davalının korunmaya değer bir hukukî durum kazanmış olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/9327, K. 2012/16709, 19 Ekim 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama