KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/9503 E., 2012/16185 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Ekim 2012
- Mahkemesi
- İstanbul 3.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
404 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 30.03.2011 tarih ve 2008/206-2011/88 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ...... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin tanınmış “brother” markasının tescilli olup, piyasaya sürmeye tek yetkili olduğunu, davalının müvekkilinin markası adı altında piyasaya taklit ürünleri sürdüğünü, yapılan aramada da “brother” marka taklit ürün ele geçirildiğini, davalının bu eylemi nedeniyle müvekkilinin maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürerek, davalının tecavüzünün menini, bu amaca yönelik elinde bulundurduğu araç, gereç ile sahte ürünlere el konulmasını, davalının yeni ürün ithalinin engellenmesini, toplanan malların imha edilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin söz konusu ürünleri tescilli “Hprint” markası adı altında sattığını, sahte mal imal edip satmadığını, ürünlerin üzerine orijinal olmadığının yazdığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, davalının işyerinde ele geçirilen ürünler üzerinde kriminal polis laboratuvarında yapılan inceleme sonucu “brother” ibarelerini taşıyan karton toner ambalajlarının aynı ibareleri taşıyan orjinal ürün ambalajları ile karşılaştırıldığında baskı tekniği yönlerinden farklılıklar bulunduğu ve sahte olduklarının bildirildiği, mahkemece yapılan inceleme ile de ürünlerin bilgisiyar kullanan tüketiciler tarafından kullanılacak olması sebebi ile ambalajların tüketicilerin büyük çoğunluğu tarafından karıştırılabileceğinin tespit edildiği,
alınan bilirkişi raporuna göre de davalının sattığı ürünleri taklit olduğunu bilmemesine imkan olmadığı, aldatıcı kabiliyete haiz olduğu ve benzerlik nedeniyle karışıklık yaratabileceğinin belirtildiği, davalı satış yaptığı kutular üzerinde orjinal ürün olmadığı yolunda ingilizce ibare bulunduğu ve tecavüzün bulunmayacağını savunmuş ise de tüm alıcıların ingilizce bilmek durumunda olmadıkları, ürün ambalajı üzerine gerçek marka ürünü olmadığının yazılmasının tecavüze engel teşkil etmeyeceği, bu halde 556 sayılı KHK'nın 61. ve 9. maddelerinde ifade bulan markaya tevacüz fiillerin gerçekleştiği gerekçesiyle,
davalının tecavüzünün tespiti ile menine, davalının sahte “brother” ibareli ürünleri ithal etmesinin ve satmasının engellenmesine, sahte “brohter” ambalajlı ürünler var ise toplatılarak imhasına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/9503, K. 2012/16185, 15 Ekim 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama