KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/9770 E., 2012/16191 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Ekim 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
439 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 23/02/2011 tarih ve 2007/257-2011/37 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ..... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin davalı şirket ortağı olduklarını, ortakların bir kısmının isminin pay defterinde yasa dışı uygulamalar ile kayıtları silinerek yerine Tursoy A.Ş.'nin kaydedildiğini, bir kısım ortağın ise mahkeme kararına rağmen pay defterine kayıtlarının yapılmadığını, şartlı vekaletle hisse devirlerinin yine usulsüz olarak bir kısım şahsa hukuk dışı yolla pay defterine kayıtların yapılması sonucu şirketin gerçek paydaşlarının kayıtlarının silinerek düzmece bir pay defteri düzenlenerek şirket ve şirket ortakları aleyhine işlemler yapıldığını ileri sürerek, gerçek paydaşların tespiti yapılarak pay defterinin hazırlanmasını talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, davacıların bir kısmı tarafından Ankara 7.Asliye Ticaret Mahkemesi'nde davalı şirkete karşı açmış oldukları davada davacıların ortaklıktan ıskat kararının batıl olduğunu ve ortaklık sıfatlarının tespiti ile genel kurulda alınmış kararların iptalini talep ettikleri, mahkemece de davacıların davalı şirket ortağı olduğunun tespiti ile ihraçlarına ilişkin yönetim kurulu kararının iptaline karar verdiği, verilen kararın infazı için icra takibi yaptıkları, davalı şirketin şikayeti üzerine takibin mahkemece verilen kararın eda hükmünü içermediği, tespit hükmünü içerdiği gerekçesiyle iptal edildiği,
davacıların bunun üzerine bu mahkemeye dava açtığı, ancak davacıların yeniden pay defteri düzenlenmesine ilişkin taleplerinin bir nevi tespit niteliği taşıdığı ve yeniden pay defteri düzenlese bile davacıların paylarının üçüncü şahıslarda olması nedeniyle onlar hakkında eda davası açmalarının zorunlu olduğu, bu nedenle salt eda niteliği taşımayan tespit davası açmalarında hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Davacıların, davalı şirkete ortak olduklarının tespiti ve haklarındaki ihraç kararının iptali için açtıkları dava lehlerine sonuçlanmış olması ve kesinleşmesi nedeniyle iş bu davada kesinleşen hüküm uyarınca pay defterinin düzenlenmesini talep ettikleri anlaşılmaktadır. Mahkemece yazılı gerekçe ile talebin tespit talebi niteliğinde olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmiş ise de, pay defterinin düzenlenmesi talebi eda talebini içermektedir.
Ancak böyle bir davanın görülebilmesi için davacıların paylarının üzerlerinde olduğunu iddia ettiği 3. kişilerin de davalı olması gerekmektedir. Bu nedenle davacıya bu 3. kişilere karşı da dava açması için mehil ve gerektiğinde kesin mehil verilerek açıldığı takdirde bu dosya ile birleştirilmek suretiyle işin esasına girilerek sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/9770, K. 2012/16191, 15 Ekim 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama