KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/9966 E., 2012/17243 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Kasım 2012
- Mahkemesi
- ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
477 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Konya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22/02/2011 tarih ve 2009/55-2011/80 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin müvekkilinden tahsil ettiği parayı geri ödemediğini, müvekkilince davalı şirket aleyhine Köln Asliye Hukuk Mahkemesine açılan davanın müvekkili lehine sonuçlandığını, yabancı mahkeme kararının kesinleştiğinin 25.04.2008 tarihinde karara şerh edildiğini ileri sürerek Köln Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 22 0 429/06 numaralı Gıyabi kararının ve masraflara ilişkin Masraf Tespit Kararı'nın tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yabancı mahkemede müvekkili şirketi temsil eden avukatların yargılama sırasında davadan çekildikleri halde gıyabi kararın çekilen vekile yapıldığını, bu durumda tebligatın geçersiz olduğunu, Lahey Sözleşmesi'nin 10. maddesine Türkiye' nin çekince koyduğunu, tenfiz şartlarının oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava.
5718 sayılı MÖHUK'nun 50. maddesinden kaynaklanan tenfiz isteğine ilişkin olduğu, yabancı mahkeme kararının incelenmesinde, her ne kadar karar başlığında davalı ...Ş.'nin vekili olarak Av. Goldemund ve Tinnesz gösterilmiş ve yabancı mahkeme kararı bu vekillere 01.02.2008 tarihinde tebliğ edilmiş ise de; kararın gerekçe bölümünün son kısmında davalı şirket avukatlarının davalı şirket avukatlığını bıraktıklarının bildirildiği, buna göre karar tarihi itibarı ile davalı şirketin avukat ile temsil edilmediği,
çekilen vekile yapılan tebligatın geçersiz olarak kabul edilmesi gerektiği, dolayısıyla vekil ile temsil edilmeyen davalı ...Ş. adına usulüne uygun olarak mahkeme kararının tebliğ edilmediği, bu durumda MÖHUK'nun 50. maddesi gereğince ortada kesinleşmiş bir karar olduğundan söz edilemeyeceği, kesinleşmenin dava ön şartı olup kesinleşmeyen ilamlara karşın tenfiz istenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, yabancı mahkeme kararının tenfizi istemine ilişkindir.
Davacı vekili, davalı şirket tarafından müvekkilinden tahsil edilen paraların geri ödenmemesi nedeniyle Köln Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açtıkları davanın müvekkili lehine sonuçlandığını bildirerek söz konusu kararın tenfizine karar verilmesi talebi ile işbu davayı açmış, davalı vekili ise yabancı mahkemede müvekkili şirketi temsil eden avukatların yargılama sırasında davadan çekildikleri halde gıyabi kararın çekilen vekile yapıldığı, bu durumda tebligatın geçersiz olduğunu belirtmiştir.
Tenfizi talep olunan yabancı mahkeme kararı içeriğinde de, davalı vekillerinin vekilliklerinin son bulduğuna değinilmesine karşın, karar ekinde söz konusu kararın davalı vekiline tebliğ edildiğine ilişkin şerh bulunduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda, mahkemece tenfizi istenen kararda davalı vekillerinin vekillik görevinden çekilmelerinin ardından görevlerinin bir süre daha devam edip etmediği ve söz konusu tebliğ işleminin geçerli olup olmadığı üzerinde durulup, verildiği yer hukukuna göre yabancı mahkeme ilamının kesinleşip kesinleşmediği belirlendikten sonra sonuca gidilmesi gerekirken, değinilen husus üzerinde durulmaksızın yazılı gerekçe ile ret kararı verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/9966, K. 2012/17243, 1 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama