KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/1006 E., 2013/17509 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Ekim 2013
- Mahkemesi
- ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
683 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Trabzon 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 06/10/2011 tarih ve 2003/229-2011/276 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili ve davalı şirket vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 04.10.2013 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacılar vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin murisi ...’ın davalı şirketin işlettiği otobüste yolcu olarak bulunmakta iken davalı sürücünün %100 kusuru ile sebebiyet verdiği çift taraflı trafik kazası neticesinde hayatını kaybettiğini, davacıların murislerinin desteğinden yoksun kaldıklarını, manevi üzüntü yaşadıklarını ileri sürerek, sigorta şirketlerince ödenen tazminat haricinde karşılanmayan zararları için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile...için 175.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi,... için 25.000,00 TL maddi ve 25.000,00 TL manevi tazminatın tahsilini talep etmiş, 21.07.2011 tarihli ıslah dilekçesi ile davacı ... için maddi tazminat talebini 356.587,52 TL’ye artırmıştır.
Davalı şirket vekili, dava konusu aracın maliki Şükrü Köse tarafından işletildiğini, tazminat taleplerinin fahiş olduğunu, davacı ... öğretmen olduğu için aldığı maaşların tazminat hesabında dikkate alınması gerektiğini, davacı ...’nın evlenme ihtimali bulunmadığı yönündeki iddiayı kabul etmediklerini, davacılara SGK’dan bağlanan gelirin peşin sermeye değerinin ve sigorta şirketlerince yapılan ödemelerin belirlenecek tazminattan düşülmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı vekili davanın reddini, istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, özel araç sigorta şirketi ve Sosyal Güvenlik Sigortası tarafından yapılan ödemeler, ödemeyi yapanlar tarafından davalı tarafa rücu edilebileceğinden tazminat hesabında ayrı tutulduğu, buna göre davacı ...'nın fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak talep edebileceği miktarın 185.127,26 TL,...'in 17.551,84 TL olduğu gerekçesiyle davacı ...'ın tazminat istemlerinin kabulü ile 175.000,00 TL maddi tazminat ile 50.000,00 TL manevi tazminatın faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, fazlaya ilişkin maddi tazminat isteminin saklı tutulmasına, davacı...
Çoban'ın maddi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 17.551,84 TL maddi tazminatın ve 25.000,00 TL manevi tazminatın faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, fazlaya ilişkin maddi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili ve davalı şirket vekili temyiz etmiştir. 1- Dava, destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkindir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. HUMK’nun 382. ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir.
Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır, şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir. Aksi halde yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına duyulan güven sarsılmış olacaktır.
Hatta, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 10.4.1992 gün ve 1991/7 Esas 1992/4 sayılı Kararı’nda da kısa karar ile gerekçeli kararın çelişik bulunmasının bozma nedeni sayılacağı içtihat edilmiştir.
Somut olayda, davacılar vekili dava dilekçesinde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile davacı ... için 175.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminatın tahsilini talep etmiş, 21.07.2011 tarihli ıslah dilekçesi harcı da yatırılmak sureti ile davacı ... için maddi tazminat talebini 356.587,52 TL’ye artırmıştır.
Mahkemece verilen kısa kararda, ...’nın davalarının kabulüne, maddi tazminat istemi için fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasına” karar verilmiş olmasına rağmen, gerekçeli karara ait hüküm incelendiğinde “davacı ...'ın tazminat istemlerinin kabulü ile 175.000,00 TL maddi tazminat ile 50.000,00 TL manevi tazminatın faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, fazlaya ilişkin maddi tazminat isteminin saklı tutulmasına” karar verilmiş olduğu anlaşılmıştır.
Bu durumda mahkemece verilen kısa karardaki hüküm ile gerekçeli kararda kurulan hüküm arasında belirgin şekilde çelişki bulunduğundan kararın öncelikle bu yönden bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre davacılar vekilinin ve davalı şirket vekilinin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/1006, K. 2013/17509, 4 Ekim 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama