KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2012/11165 E., 2012/17309 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Kasım 2012
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
653 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 30/09/2009 gün ve 2007/580-2009/526 sayılı kararı bozan Daire’nin 23/02/2012 gün ve 2010/3036-2012/2580 sayılı kararı aleyhinde davacı ve davalılardan Banka vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalılardan müvekkilinin eski eşi ...'ın diğer davalı Banka'nın Merkez Şubesi'ne 17.07.1998 tarihinde müşterek hesap açtıklarını, paranın 10.11.1998 tarihinde 15.200.970.197.-TL.'na ulaştığını, bu paranın daha sonra diğer hesap sahibi davalı eşin hesabına virmanla aktarıldığını, bu nedenle müvekkilinin zarara uğradığını ve davalıların bundan sorumlu olduklarını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 7.000.000.000.-TL.'nın temerrüt faiziyle davalılardan tahsilini talep ve dava etmiş, 20.04.2005 tarihli ilk ıslah dilekçesi ile istemini 36.256.636.288.-TL.'na 21.04.2008 tarihli ıslah dilekçesi ile de 115.169,43 YTL'na yükseltmiştir.
Davalılar vekilleri ayrı ayrı davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, 7.000.000.000.-TL.'nın dava tarihinden itibaren yasal faiziyle davalılardan tahsiline dair verilen karar Dairemizce bozulmuş, bozmaya uyulmuş, davaya konu olan müşterek hesabın repo türünde olduğu, 06.01.2004 tarihli ihtarnamenin tebliği ve ödeme için verilen süre nazara alınarak temerrüdün 09.01.2004 tarihinde oluştuğu, ikinci kez ıslahın mümkün olmadığı, ilk ıslah dilekçesi ile taleple bağlılık ilkesi de nazara alınarak davanın kabulüne dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine karar Dairemizin 2010/3036 Esas, 2012/2580 Karar sayılı ilamıyla ilamda yer alan gerekçelerle davalılardan ... vekilinin temyiz istemi süre yönünden reddedilerek davalı Banka yararına bozulmuştur.
Davacı ve davalılardan Banka vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
1-Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı Banka vekilinin tüm ve davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
2- Davacı vekili Dairemizin 2005/14206 Esas, 2007/1220 Karar sayılı bozma kararından önce 20.04.2005 tarihli ıslah dilekçesi ile dava tarihine kadar işlemiş faiziyle birlikte toplam 36.256,63 YTL'nın dava tarihinden itibaren avans oranında temerrüt faiziyle birlikte davalı bankadan tahsilini talep etmiştir.Dairemizin 2005/14206 E, 2007/1220 K sayılı bozma ilamıyla davacı alacağının hesaplama şekli gösterilmiş ve mahkemece davalı Banka'ya gönderilen 06.01.2004 tarihli ihtarnamenin tebliğ tarihine kadar paranın bulunduğu hesaba uygulanan sözleşme faizi üzerinden ve ihtarın tebliğinden sonra ise somut olayda uygulanması gereken temerrüt faizi olan avans faizi üzerinden işlemiş faizin hesaplanması ve hüküm altına alınması gerektiği belirtilmiştir.
Mahkemece bu durumda 06.01.2004 tarihli ihtarnamenin tebliğ tarihine kadar olan davacı alacağının davacının 1.ıslah dilekçesiyle talep etmiş olduğu miktarın çok üzerinde belirlenmiş olması karşısında davalının temerrüt tarihi olan 09.01.2004 tarihinde asıl alacak haline gelen 36.256,63 TL'nın dava tarihinden itibaren avans faizi uygulanmak suretiyle tahsiline karar verilmesi gerekirken davacının 1.ıslah dilekçesine yanlış anlam verilerek yazılı şekilde sadece 7.600,48 TL'nın asıl alacak olarak kabulüyle hüküm tesisi hatalı olmuştur.
Mahkeme kararının bu nedenle davacı yararına da bozulması gerekirken, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının Dairemiz’in 2010/3036 Esas, 2012/2580 Karar sayılı kararı ile reddedildiği anlaşıldığından, davacı vekilinin bu yöne ilişkin karar düzeltme isteminin kabulü ile, Dairemiz’in 2010/3036 Esas, 2012/2580 Karar sayılı bozma kararına 4.bent eklenerek, mahkeme kararının davacı yararına da bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/11165, K. 2012/17309, 2 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama