İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /11. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 11. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2012/11230 K.2013/10079

Taraflar arasında görülen davada ... 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 09/05/2012 tarih ve 2011/599-2012/282 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla,…

Esas2012/11230Karar2013/10079Tarih16 Mayıs 2013Okuma8 dk · 1.544 kelime

KÜNYE

11. Hukuk Dairesi 2012/11230 E., 2013/10079 K.·Mahkemesi :ticaret Mahkemesi

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
16 Mayıs 2013
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.544 kelime·8 dk okuma

Taraflar arasında görülen davada ... 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 09/05/2012 tarih ve 2011/599-2012/282 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davalı ...’ün Türkiye ve ...’da bir çok şirket kurduğunu, özellikle ...’da kurduğu şirketler vasıtasıyla talep edildiği an geri ödeneceği ve karşılığında yüksek faiz verileceği garantileriyle bu ülkede çalışan kişilerden para topladığını, müvekkilinden de aynı şekilde para tahsil edildiğini, karşılığında ‘Jetpa İnternational Marketing and Trading GmbH’ ibareli tahsilat makbuzu verdiğini, daha sonra yatırım yaptığı miktar ile sözleşmenin kararlaştırılan sürede feshini bildirir “Jetpa İnternational Marketing and Trading AG ortaklık sözleşmesi” ibareli bir belge daha sunduğunu, talep edilmesine rağmen parasının iade edilmediğini,

davalı gerçek kişinin SPK mevzuatına aykırı davranışları nedeniyle mahkum edildiğini, ayrıca yurt dışında kurduğu şirketler vasıtasıyla paralar topladığı ve bu paraları davalı şirkete aktardığı fiillerini kapsar şekilde hakkında dolandırıcılık nedeniyle ceza davası açıldığını, Jetpa GmbH ile Jetpa AG’nin iflas ederek ...’daki ticaret sicilinden kayıtlarının silindiğinin ortaya çıktığını, müvekkilinin bu şirketlere başvurma şansının olmadığını, davalı gerçek kişi tarafından içlerinin boşaltılarak diğer davalı şirkete aktarıldığını, müvekkilinin iradesinin sakatlandığını, davalıların fiillerinin TTK, SPK,

BK ve Bankalar Kanunu’na aykırı bulunduğunu ileri sürerek, 25.564,00 Euro karşılığı 51.128,00 TL'nin şimdilik 6.500,00 TL’sinin tahsilini, 11.04.2012 tarihli ıslah dilekçesi ile 51.128,00 TL’nin tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalılar vekili, davanın reddini ve ıslahla arttırılan kısmın zamanaşımına uğraması nedeniyle reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu paranın davalı şirkete aktarıldığı son gün 31.12.2000 olarak kabul edildiğinde ıslah tarihi olan 11.04.2012 tarihinde ıslahla arttırılan kısım için zamanaşımı süresinin dolduğu, davacı taraf verilen süre ve kesin sürelere rağmen bilirkişi ücretini yatırmadığından bilirkişi incelemesi yaptırılamadığı, davacının yurt dışındaki şirketten alacaklı olup olmadığı, yabancı şirketler ile davalı şirketin ilişkisi, yabancı şirketten davalı şirkete para aktarılıp aktarılamadığı, yabancı şirketin davalı şirkete bağımlı olup olmadığı, davacının sessiz ortak olup olmadığı,

ortaklık ilişkisi ve davalıların varsa davacı alacağından sorumlu olup olmadıkları hususlarının davalı şirketin ticari defter ve belgeleri ile dosya üzerinde TTK. ve HMK hükümleri gereğince bilirkişi incelemesi yaptırılarak açığa kavuşacağı, bilirkişi incelemesi yapılmadan davacının talebi ile ilgili durumun ortaya çıkmayacağı, başka bir dosyada alınan bilirkişi raporuna istinaden karar verilemeyeceği, davacının asıl dava ile ilgili talebini ispatlayamadığı gerekçesiyle ıslahla artırılan kısım için davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, asıl dava ispatlanamadığından reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

1- Dava, davalıların var olduğu ileri sürülen haksız ve hukuka aykırı fiilleri sonucu davadışı yabancı şirkete yatırılan paranın davalılardan tahsiline ilişkin bir tazminat davasıdır.

Mahkemece, verilen kesin önele karşın bilirkişi ücretinin yatırılmaması nedeniyle yukarda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.

Ancak, gerek anılan oturumda ve gerekse de bir önceki oturumda alınan ara kararlarında, davacının Jetpa International Marketing and Trading AG’den alacaklı olup olmadığı, davalılar ile anılan şirket arasındaki ilişkinin mahiyeti, bu şirketten davalılara para akışı olup olmadığı, yine bu şirketin davalılara bağımlı olup olmadığı ve nihayet aynı borçtan davalıların sorumlu olup olmayacakları hususlarında bilirkişi incelemesi yaptırılması öngörülmüş ise de, her şeyden önce davacının yabancı şirketten alacaklı olup olmadığının davalı şirkete ait ticari defter ve kayıtlar üzerinden incelenmesi davanın çözümüne elverişli nitelik taşımamaktadır.

Bu durumda, söz konusu ara kararının bu yönüyle “nafile” bir incelemeye matuf olduğu açıktır.

Mahkemece taraflar arasında bu konuda bir uyuşmazlık bulunduğu kanısına varılması halinde, bu hususun davacı yanın aslını ibraz ettiği ortaklık sözleşmesi üzerinden ve gerektiği takdirde yabancı adli makamlardan yardım istenmek suretiyle sorulup saptanması, bu husustaki uyuşmazlığın öncelikle bu yöntemle izalesi gerekirken bu konuda sözü edilen biçimde ara kararı verilmiş olması doğru olmamıştır.

Öte yandan, davalılar ile davadışı Jetpa AG arasında bir ortaklık ilişkisi olduğu, gerek davalı şirketin ve gerekse de davadışı Jetpa AG şirketinin tek yetkilisinin davalı gerçek kişi olduğu konusu dosya kapsamı ile belirgin olduğu gibi davalı yanın da kabülündedir. Keza, yine davalı yanın savunma dilekçelerinde de kabul ve ikrar olunduğu üzere anılan davadışı şirket ile davalı şirket arasında bir para akışının varlığı tartışmasızdır.

Ayrıca, Dairemize de intikal eden dava dosyaları ile davacı yan vekilince dosyaya ibraz edilmiş bulunulan emsal dava dosyalarında alınan bilirkişi raporlarında da bu hususlarda açık saptamalara yer verildiği ortadadır. Yine, henüz kesinleşmemiş olmakla birlikte, davalı gerçek kişi hakkında dolandırıcılık suçundan açılan ceza davasında da aynı yönde saptamalar yapıldığı ortadadır.

Bu durumda, belirtilen hususların da HUMK’nın 238. maddesi anlamında bilinen ve hatta maruf olgular olduğunun kabulü gerekirken bu hususlarda da bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmesi yerinde olmamıştır.

Son olarak, HUMK’nın 275. maddesinde, hakimin genel ve hukuki bilgisi ile çözümleyebileceği hususlarda bilirkişi incelemesi yaptırılamayacağı hükme bağlanmıştır. Mahkemenin kararına dayanak teşkil eden ara kararında “borçtan davalıların sorumlu olup olmadıkları” konusunda da bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olması, söz konusu kanun hükmüne aykırı olduğu gibi, hakimin, tarafların ibraz edecekleri tüm delilleri toplayıp serbestçe değerlendirdikten sonra vicdani kanaati ile karar vermesi biçiminde özetlenebilecek yasal ve yargısal prensibe de açıkca ters düşmektedir. .../...

Tüm bu yasal ve gerektirici nedenler çerçevesinde, mahkemece bilirkişi incelemesi yönünde verilen ara kararının usul ve yasaya aykırı olmasından ötürü, söz konusu ara kararına uyulmamasının davacı yan aleyhine usuli sonuç doğurması söz konusu değildir. Bu nedenle, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulüyle yerel mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

2- Mahkemece ıslah ile artırılan miktarın da zamanaşamına uğradığı gerekçesiyle davanın bu kısmının da zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.

Mahkemece uyuşmazlığın haksız fiilden kaynaklandığı ve davalı tarafın 818 sayılı BK'nın 60. maddesi uyarınca zamanaşımı def'inde bulunduğu, olayda haksız fiil tarihlerine göre anılan maddede öngörülen 1 yıllık ve 10 yıllık zamanaşımı sürelerinin dolduğu gibi, ceza zamanaşımı süresinin de ıslahla artırılan miktar bakımından gerçekleştiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Her ne kadar davacı taraf davalıların sorumluluğu bakımından haksız fiil iddiası dışında başka hukuki sebebler de ileri sürmüş ise de; aşağıda ayrıntılı olarak izah edileceği üzere davacı taraf yurt dışına kurulu bulunan Jetpa AG'ye para yatırdığını ve bu paraların Türkiye'de davalılara aktarıldığını ve davalılar tarafından kullanıldığını, yurt dışında kurulu şirketin tek ortağı ve yöneticisinin ... olduğunu, davalı şirketin hakim ortağının da anılan davalı olduğunu ileri sürmüş bulunduğundan davalı tarafın zamanaşımı def'inin mahkemenin de kabulünde olduğu üzere haksız fiil hükümleri uyarınca değerlendirilmesi gerekir.

Ancak, davada gerçekten de zamanaşımı sürelerinin gerçekleşip gerçekleşmediğinin incelenmesinden önce, davacı tarafın iddialarının ileri sürülüş şekli bakımından üzerinde durulması gereken öncelikli husus, davada zamanaşımı def'inin ileri sürülmesinin dürüstlük kurallarına aykırı olup olmadığı hususudur.

Her ne kadar bir borçlunun borcunun zamanaşımına uğradığını ileri sürmesi, bu yolla borcunu ödemekten kaçınması tüm çağdaş hukuk sistemlerinde olduğu gibi Türk hukuku bakımından da kanunen kendisine tanınan bir hak ve zamanaşımı def'inin ileri sürülmesi tek başına borçlunun dürüstlüğe aykırı bir davranışı olarak kabul edilemez ise de bazı hallerde zamanaşımı def'inin ileri sürülmesi dürüstlükte bağdaşmayabilir.( K.Oğuzman, T.Öz, Borçlar Hukuku Genel Hükümler 2009,

s. 482) zamanaşımı def'inin ileri sürülmesinin hangi hallerde dürüstlük kuralına aykırı bulunduğu hususunda normatif bir düzenleme bulunmadığından bu hususun varid olup olmadığının her somut uyuşmazlığın özellikleri nazara alınarak değerlendirilmesi gerekir. Bilimsel ve yargısal içtihatlarda davacının dava açmaması için oyalanması durumu dürüstlük kuralına aykırılık olarak kabul edilmektedir. (age,s.

482 vd.) Somut uyuşmazlıkta taraflar arasında çekişmesiz olduğu üzere yurt dışında çalışan davacıdan "JETPA" ibarelerinin büyük puntolarla "ınternational marketing and tradıng AG" ibarelerinin küçük harflerle yazıldığı "Ortaklık Sözleşmesi" başlıklı belge karşılığında para tahsil edilmiş olup, dosya içerisinde bulunan belgenin içeriğinden ise şirketin yani yurt dışında kurulu şirketin otomotiv, inşaat, tekstil, turizm, medya, ilaç ve hizmet sektörlerinde faaliyet gösteren yabancı bir holdingin ortağı olduğu (ki bahsi geçen Holdingin davalı ... olduğu da çekişmesizdir.),

yatırılan tutarın yabancı holdingdeki ortaklıktan kaynaklanan yükümlülüğe karşı kullanılacağı, yatırımcının kâr ve zarara ortak olacağı, sessiz ortağın 60 aylık fesh-i ihbar müddetine riayet etmek suretiyle akdi feshedebileceği ve payına düşen meblağın yabancı holdingden

isteneceği ve taraflarına ulaştığında davacı ortağa ödeneceği, kâr payı paylaşımında ortağın hissesinin %80 olacağının taahhüt edildiği anlaşılmaktadır. Yine davada çekişmesiz olduğu üzere yurt dışında kurulu şirketin tek ortağı ve yöneticisi davalılardan ... olup, dava tarihi itibariyle anılan şirketin herhangi bir malvarlığı ve ödeme gücü mevcut değildir.

Yine davalı tarafın kabulünde olduğu ve ortaklık sözleşmesinde yazılı olduğu üzere toplanan paralar da Türkiye'ye gönderilmiş bulunmaktadır. Davadaki zamanaşımı def'inin ileri sürülmesinin dürüstlük kuralına aykırı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde bu olguların göz önünde bulundurulması gerekeceği tabiidir.

Bu noktada nazara alınması gereken bir başka husus da (HUMK'nın 235 ve HMK'nın 187/2 nci maddesi uyarınca herkesce bilinmesi nedeniyle çekişmesiz olan) davalılardan ...'ün diğer davalı ... vasıtasıyla Türkiye'de çok büyük yatırımlar yapacağı yönünde reklamlar yapması ve yatırımcılarına önemli ölçüde kâr vereceği taahhüdünde bulunacağı hususudur. Davacı taraf da davada bu nedenle yurt dışındaki şirkete para verdiği iddiasındadır.

Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davalı taraf davada bir yandan davacının organik bağ içinde olduğu ve davalı ...'ün yöneticisi ve tek ortağı bulunduğu şirketin ortağı olduğunu ve hakkın o şirkete karşı kullanılması gerektiğini savunurken ve diğer yandan imzaladığı sözleşmeyle 60 aylık sürede bir hak ileri sürmesinin mümkün bulunmadığına inandırılıp,

güven telkin edilen ve yurt dışında yatırdığı parasını alamayacağının anlaşılması üzerine işbu davayı açtığı ileri sürülen davacıya karşı paranın yatırılış tarihine göre zamanaşımı süresinin dolduğunu belirterek zamanaşımı def'inin ileri sürülmesinin dürüstlük kuralı ile bağdaşır bir tutum olmadığının kabulü gerekir.

Bu itibarla, mahkemece davalı tarafın yerinde bulunmayan zamanaşımı def'inin reddiyle uyuşmazlığın esasına girilmek gerekirken, anılan hususlar gözden kaçırılarak ıslah edilen bölümün zamanaşımı yönünden reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Yukarıda (1) ve (2) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 16.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2012/11230, K. 2013/10079, 16 Mayıs 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2012/11230
Karar No
2013/10079
Tarih
16 Mayıs 2013

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2012/11234 K.2013/8954
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2012/11234 K.2013/9283
  • Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2012/11236 K.2013/8865
  • Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2012/11236 K.2013/7135
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2012/11237 K.2013/9350
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2012/11239 K.2013/9720

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.